Kısmen Kabul

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen asıl dava Kurum işleminin iptali ve tespit istemli, birleşen dava ise alacak istemli olup yapılan yargılama sonucunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 1998 yılından bu yana yaşlılık aylığı almaktayken Samsun Bağ-Kur İl Müdürlüğünün 24.11.2008 tarih ve 238095 sayılı yazısıyla, müvekkilinin Bağ-Kur'da geçen sürelerinin bir kısmının iptal edildiğini, SSK İl Müdürlüğüne bildirildiğini, bunun üzerine davalı idarenin müvekkilinin almış olduğu maaşı iptal ederek yersiz ödeme altında müvekkiline borç çıkarttığını, Kurumun bu işleminin yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle davalı Kurumun 12.05.2009 tarihli 5126550 sayılı işleminin iptaline müvekkilinin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin Bağ-Kur'daki hizmet sürelerinin ve 1998 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğunun tespitine, bunun mümkün olmaması halinde 10.02.2004 tarihinden sonraki asıl borç, faiz ve ceza yönünden müvekkilin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen 2010/156 Esas sayılı dava dosyasında davacı karşı davalı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle, Kurumdan emekli olan davalı ...'nın Bafra Bakkallar ve Bayiler Odasındaki üyelik kaydının gerçek dışı tesis edildiğinin müfettiş raporu ile tespit edilmesi üzerine geçersiz sayılması nedeniyle emekliliğinin iptal edilmesi sonucu fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarından dolayı ortaya çıkan Kurum zararı olan 40.623,24 TL alacağının her bir maaşın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, oda üyelik kaydının gerçek dışı tesis edilmesine aracılık yapan ... ile oda başkanı olan ...'den müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

1.Davalı karşı davacı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, müfettiş incelemelerinde Bafra Bakkallar ve Bayiler Odasına ait 19.02.1982 tarih 03227 noter tasdikli defterde kazıntı yapılarak, 2109 üye kayıt numaralı üyenin kaydı 24.12.1987 tarih ve 22181 noter tasdik numaralı yönetim kurulu karar defterinde 30.06.1995 tarih 6 sayılı yönetim kurulu kararlarında daha önce usulsüz olarak yapılan kayıt ile ilgili olarak, kaydı varmış gibi yönetim kurulu kararı ile terk kararı verildiğinin tespit edildiğinin belirtildiğini, Kurumun yaptığı işlemin yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı karşı davacı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davalının müfettişe verdiği beyanların tamamen doğru ve samimi olduğunu, yapılan işlemin yasal olduğuna inandığından dolayı Kuruma yatırılması için aracı olan Hakkı Dinç'e para ödediğini, müvekkilini ödemelerinin isteğe bağlı kabul edilmesi halinde 15 yıl, 55 yaş ve 2600 gün prim ödemesi hesabıyla 10.02.2004 tarihinde emekli olabileceğinin dikkate alınmasını, Kuruma istenilen kadar borcu bulunmadığını ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemenin 24.02.2014 tarih ve 2009/344 Esas, 2014/120 Karar sayılı kararıyla; birleştirilen işbu davanın davalılar ... ve ... yönünden reddine, ... yönünden ise kısmen kabul kısmen reddine, buna göre;
a) 25.11.2013 tarihli bilirkişi raporu göz önüne alınarak davalının 13.05.1985-30.09.1991 dönemi zorunlu Bağ-kur sigortalılığını iptal eden Kurum işleminin usul ve yasalara uygun olduğundan bu yöndeki Kurum işleminin iptal edilmesi talebinin reddine,

b) Davalının prim ödemelerine göre isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalığının 198 gün olduğu, davalı ...'ya 01.02.1996 tarihinden geçerli olmak üzere SSK kapsamında bağlanan yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin usul ve yasalara uygun olması nedeniyle işlemin iptali talebinin reddine,

c) ...'ya Kurumca haksız ve yersiz olarak 21.11.1998-01.02.2004 döneminde ödenen toplam 8.676,16 TL'nin ay ve ay ödendiği tarihten itibaren yasal faiz işletilerek Kuruma geri ödenmesine, 01.02.2004 tarihinden itibaren bağlanacak kısmi yaşlılık aylığı ile daha önce ödenen aylık arasındaki farkların davalı ...'dan yasal faizi ile birlikte alınması gerektiğinin tespitine,

d) ...'ya 01.02.2004 tarihinden geçerli olmak üzere kısmi yaşlılık aylığı bağlanmasına buna aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.

1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairenin 30.10.2014 tarih ve 2014/15325 Esas ve 2014/21778 Karar sayılı ilamı ile Bafra Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı ... ile SGK İl Müdürlüğünde hizmetli olduğu anlaşılan ... hakkında, sahtecilik eylemleri nedeniyle Kurumu zarara uğrattıklarından bahisle açılan davada, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde ve genel mahkemelerce çözüme kavuşturulması gerekeceğinden ve giderek iş mahkemelerinin görev alanına girmediğinden, bu davalılar yönünden görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilmek suretiyle yazılı şekilde karar tesisinin hatalı olduğu, davacının 1.988 günlük SSK’lı çalışmaların varlığının denetime elverişli şekilde araştırılarak belirlenmesi gerektiği, davacıya ait sicil dosyasında; tahsiste esas alınıp bilahare geçersiz sayılan 13.05.1985-30.09.1991 tarihleri arası Bağ-Kur sigortalılığı ile çakıştığından bahisle Kurumca iptal edilmiş olan, 01.07.1985-30.09.1985 arası 90 gün isteğe bağlı SSK, 01.01.1986-31.12.1986 arası 180 gün 2925 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık ve 01.01.1990-01.11.1991 tarihleri arası 660 gün isteğe bağlı SSK sigortalılığının görünmesi ve giderek çakışmaya konu 13.05.1985-30.09.1991 tarihleri arası 1479 sayılı Kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığın geçersiz olması nedeniyle, anılan sigortaların (90 gün+180 gün+660 gün) başlangıçta geçersiz sayılmaları nedeniyle prim iadesi suretiyle tasfiye edilip edilmediğinin, bu kapsamda geçerlilik durumlarının usulünce araştırılması gerektiği, geçerli oldukları sonucuna ulaşılması halinde, Kurumca geçerliliği konusunda uyuşmazlık çıkarılmayan ve tahsiste esas alınan diğer sürelerle(1.383 gün zorunlu SSK+1.500 gün isteğe bağlı SSK ve 240 gün askerlik borçlanması) birlikte tahsis şartlarının varlığının yeniden değerlendirilmesi gerektiği, davacıya 3.612 gün üzerinden ve 01.05.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının yeniden bağlandığının bildirilmesi nedeniyle, anılan 3.612 günlük prim gün sayısına ilişkin mukteza tablosu Kurumdan getirtilmesi, yapılacak araştırmalar neticesinde 01.02.2004 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı şartlarının bulunduğu anlaşılacak olunursa, birleşen dava dosyasında yer alan 24.05.2012 günlü Kurum yazısıyla, 2010 yılı 4.ayda 180 günlük tamamlayıcı askerlik borçlanması ile davacıya 3.612 gün üzerinden ve 01.05.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlandığının bildirilmiş olması ve giderek, bir yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra tamamlayıcı askerlik borçlanması yapılmasının mümkün olmayacağı hususunun bozmadan sonra sürdürülecek yargılamada gözetilmesi gerektiği, yine 01.02.2004 tarihi ve sonrası dönem yönünden prim farkından kaynaklanan fark aylıkların tutarının davalı Kurumdan sorulmak suretiyle belirlenmesi gerektiği hususlarına işaret edilerek karar bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava ve birleşen dava yönünden;
Davaların kısmen kabul kısmen reddi ile
a) Davalının 13.05.1985-30.09.1991 dönemi zorunlu Bağ-Kur sigortalılığını iptal eden Kurum işleminin usul ve yasalara uygun olduğundan bu yöndeki Kurum işleminin iptal edilmesi talebinin reddine,

b) Davacının prim ödemelerine göre isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalığının 198 gün olduğu, ...'ya 01.02.1996 tarihinden geçerli olmak üzere SSK kapsamında bağlanan yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin usul ve yasalara uygun olması nedeniyle işlemin iptali talebinin reddine,

c) ...'ya Kurumca haksız ve yersiz olarak 24.11.1998-31.12.2004 tarihleri arasına ait yaşlılık aylıklarına ilişkin ödenen toplam 10.971,02 TL'nin ay ve ay ödendiği tarihten itibaren yasal faiz işletilerek Kuruma geri ödenmesine,

d-) 01.02.2004-19.02.2009 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarına ilişkin davalı karşı davacı Kuruma borcu bulunmadığının tespitine,

e) ...'ya 01.02.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanmasına buna aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde, diğer davalılar hakkında davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken bu hususta hiçbir hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, avukatlık vekalet ücretine ilişkin verilen hükmün g bendinde davalılar şeklinde yer alan ibarenin davalı Kurum olarak düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı-karşı davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, kurum lehine olan hükümler hariç olmak üzere Yerel Mahkemenin davalı-karşı davacı Kurum yönünden kısmen reddedilen hüküm kısımlarının bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.

Asıl dava ile davacı sigortalı, Kurum işleminin iptalini, borçlu olmadığının tespitini, Bağ-Kur hizmetleri ile tahsis işlemlerinin geçerliliğini istemiş, birleşen dava ile davacı Kurum, yersiz aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükümleridir.

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,

28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.