1)Sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesi ile;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığı yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla, gereği düşünüldü:
2)Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesi ile;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; sanık ... müdafiileri ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1. ve 63/1. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, TCK'nın 85/2, 62/1. ve 63/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, TCK'nın 85/2. ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan CMK'nın 223/2-e. maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar ..., sanık ... ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; sanık ... müdafiinin istinaf başvurusu yönünden ise ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanık ...'nın beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın kusurunun bulunmadığına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine,
Sanık ... müdafiinin temyiz sebebi; beraatine karar verilen sanık hakkında lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
Katılanlar ...,...,... ve ... vekilinin temyiz sebepleri; sanık ... ve sanık ... hakkında olası kasıtla öldürme suçu bakımından mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine, sanıklar ... ve ...'nın meydana gelen neticeden sorumlu oldukları ve haklarında kurulan beraat kararlarının bozulması gerektiğine,
Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri; sanık ... hakkında verilen beraat kararının hatalı olduğuna ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine, sözkonusu kararın duruşmalı verilmemiş olması nedeniyle sanık müdafii lehine avukatlık ücreti takdir edilmemesinin yerinde olduğuna ilişkindir.
1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay tarihinde Zeytinburnu ilçesi Beştelsiz mahallesi 5 yol sokak no: 3 adresinde Maxi Ambalaj isimli iş yerinde meydana gelen patlama sonucu işyerinde işçi olarak çalışan ... ve ... ile o sırada işyerine müşteri olarak gelen ...'ın vefat ettiği, çevrede bulunan ..., ..., ... ile ...'in yaralandığı olayda, işyerinin fiili olarak idarecisi sanık ...'nın, işyerinin resmi kayıtlardaki sahibi ... ile işyerine olaydan bir gün önce depolonan ve patlamaya etki eden FOAM isimli ambalaj malzemesini üreten ve satan Asama İzolasyon Ambalaj Tekstil San.ve Tic. Ltd.Şti.’nin yetkilisi ...'nun taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine, işyerinin bulunduğu kat ve deponun intifa hakkı sahibi ... ile işyerinin ruhsatsız olarak işletilmesi sebebiyle yapılan soruşturma sonucunda haklarında taksirle öldürme suçundan dava açılan zabıta müdürü ve memurları ..., ... ve ... hakkında ise atılı suçu işledikleri hususu sabit olmadığından bahisle beraat kararı verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş; sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna karar verilmiştir.
12.07.2014 tarihinde, sanık ...'nın resmi evraklarda yetkili olarak görüldüğü ancak sanık ...'nın fiili yönetiminde bulunan İzomak Ambalaj Limited Şirketi- Maxi Amlabaj isimli iş yerinde bir patlama meydana geldiği, iş yerinde müşteri olarak bulunan ... ile işçiler ... ve ...'in öldüğü, ..., ..., ... ile ...'in ise yaralandığı, patlamanın meydana geldiği binanın dört katlı apartman olup, bodrum katının ambalaj malzemeleri için depo alanı, giriş katının aynı şirket tarafından ambalaj ürünleri satış mağazası, diğer üç katın ise mesken olarak kullanıldığı, iş yerinin bulunduğu giriş kat ve depo kısmının intifa hakkı sahibinin ... olduğu ve kendisinden yazılı kira sözleşmesi olmaksızın kiralandığı, olaydan 2-2,5 ay önce açılan iş yerinin ruhsatının olmadığının tespit edildiği,
Patlamanın olduğu iş yerinde herhangi bir üretim yapılmadığı, ağırlıklı olarak npe foam ticari isimli polietilen köpük malzeme, pöliüretan köpük, plastik esaslı ambalaj malzemeleri, karton kutu, tek kullanımlık tabak, çatal, kaşık, koli bandı vb. eşyaların depolandığı ve satıldığı, patlamanın gerçekleştiği depo bölümünde bulunan npe foam malzemenin, sanık ...'nun yetkilisi olduğu Asama İzalosyon Limited Şirketinden satın alındığı ve patlama olayından bir gün önce teslim alınarak patlamanın gerçekleştiği bodrum katına depolandığının anlaşıldığı,
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler, keşif tutanakları ve bilirkişi raporları kapsamına göre; olay günü saat 11: 30 sıralarında iş yerinin bodrum katında bulunan depo kısmı kaynaklı büyük bir patlama gerçekleştiği ve yangına dönüştüğü, binanın dikey ve yatay kolonlarının büyük basınç etkisiyle parçalanarak ufalandığı, olay yerinde bulunduğu belirtilen piknik tüpünün tam dolu olması ve tamamının ortama boşalması durumunda bile bu büyüklükte bir patlamaya neden olmayacağı, üretim yapılmaması nedeniyle elektrik yüklenmesi, kontağı ya da toz birikmesi oluşmayacağı, iş yerinde doğal gaz tesisatı ve kullanımı bulunmadığı, iş yerinin doğal gaz abonesi olmadığı, binada ve çevresinde yapılan ölçümler sonucu gaz kaçağı tespit edilmediği, bu sebeple patlamanın doğal gaz kaynaklı olmadığının anlaşıldığı, yapılan tüm inceleme ve tespitler neticesinde, patlamanın Maxi Ambalaj isimli iş yerinde depolanmış olan malzemelerin ortama salınan gazlarından kaynaklandığının tespit edildiği, bu hususta yapılan değerlendirmelere göre kaza anında iş yerinin bodrum katında depolanan polietilen köpük esaslı rulo halindeki yalıtım malzemenin üretimi esnasında hidrokarbon esaslı bir gazla (genellikle LPG veya bütan) işleme tutulduğu, bu nedenle yapısında %5'e kadar işlem yaptığı gazdan bulunduğu, söz konusu malzemenin taşınması ve depolanması sırasında patlayıcı özellikte hidrokarbon gazı salınımı riski göz önüne alınarak çalışılması gerektiği, örneğin üretimi sonrasında açık alanda havalandırarak gaz salınımının sağlanması sonrasında sevk edilmesi gerektiğinin belirtildiği, bu gerekliliğin yerine getirildiği yönünde dosyada delil bulunmadığı, benzer şekilde bodrum katında gaz salınımı yapabilecek malzemelerin depolanmasına rağmen patlamadan korunmaya dair dokümanların bulunmadığı, patlayıcı ortam oluşabilecek bölgeler uygun şekilde belirlenmediği, iş ekipmanının tasarımı, işletilmesi, kontrolü ve bakımının güvenlik kurallarına uygun olarak sağlanmadığı, depolama alanında dedektör ve gaz alarmı bulunmadığı, yeterli havalandırma sistemi mevcut olmadığı, bu şekildeki belirlemelere göre patlamanın depolanan bu polietilen köpük esaslı rulo malzemeden ve iş yerinde depolanan diğer plastik maddelerden salınan gazların havadan ağır olması sebebiyle birikmeye başlaması sonrasında herhangi bir statik elektriklenme veya küçük bir kıvılcımla temas ederek ortamda şiddetli bir patlamaya neden olduğu değerlendirildiği olayda;
1.Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Taksirle öldürme suçundan, sanık ... hakkında TCK'nın 85/2,62,63. maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası mahkumiyetine ve sanık ... hakkında ise TCK'nın 85/2,62. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş olup, CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması ve taksirle öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. maddesi ile CMK’nın 286. maddesine eklenen 3. fıkra kapsamında yer almadığının anlaşılması karşısında, suçun niteliği, hükmedilen cezanın türü ve miktarı itibariyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından verilen kararın kesin nitelikte olması nedeniyle, sanık ... müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanıklardan ...'ın olay tarihinde Zeytinburnu Belediyesinde zabıta müdürü, sanık ... ve ...'ın ise Zeytinburnu Belediyesinde zabıta memuru olarak görev yaptıkları, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5316 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile 26490 sayılı Belediye Zabıta Yönetmeliği kapsamında sanıkların, iş yerinin açma ruhsatı alıp almadığını kontrol etmek, yetkili mercilerce verilen iş yeri kapatma cezasını uygulamak ve gereken işlemleri yapma görevlerinin bulunduğu, olay kapsamında sanıkların suça konu iş yerinin ruhsatsız olduğunu tespit etmeme şeklindeki eylemleri ile meydana gelen ölüm ve yaralanma neticesi arasında illiyet bağı kurulamayacağı ve bu bakımdan taksirle öldürme suçu bakımından sanıklara kusur yüklenemeyeceği, ancak eylemlerinin görevi ihmal suçu kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmakla bu kapsamda yapılan incelemede ise, İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik kapsamında "Ruhsatın Düzenlenmesi" başlıklı 12. maddesine göre "...Sıhhi işyeri açmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, işyerlerini bu Yönetmeliğe uygun olarak tanzim ettikten sonra Örnek 1'de yer alan başvuru ve beyan formuyla yetkili idareye müracaat eder. Başvurunun Yönetmelikte öngörülen kriterlere uygun olduğunun tespiti halinde başkaca bir işleme gerek kalmaksızın işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenerek ilgiliye aynı gün içinde verilir." şeklinde, aynı Yönetmeliğin "İşyeri açma ve çalışma ruhsatının kesinleşmesi" başlıklı 13. maddesine göre "İşyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen işyerleri, yetkili idareler tarafından ruhsatın verildiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde kontrol edilir. İşyerinin bu süre içinde kontrol edilmemesi halinde ruhsat kesinleşir. Kontrol görevini yerine getirmeyen yetkili idare görevlileri hakkında kanuni işlem yapılır. İşyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesinden sonra yapılacak denetimlerde mevzuata uygun olmayan unsurların ve noksanlıkların tespiti halinde, işyerine bu noksanlık ve hatalarını gidermesi için bir defaya mahsus olmak üzere onbeş günlük süre verilir. Verilen süre içinde tespit edilen noksanlık ve aykırılıklar giderilmediği takdirde, ruhsat iptal edilerek işyeri kapatılır. Ayrıca ilgililerin yalan, yanlış ve yanıltıcı beyanı varsa haklarında kanuni işlem yapılır." şeklinde düzenlendiği, patlamanın gerçekleştiği iş yerinin yetkilileri tarafından herhangi bir ruhsat başvurusunun yapılmamış olduğu, bu bakımdan zabıta görevlileri tarafından iş yeri denetiminin ancak şikayet üzerine yahut kontroller sırasında tespit edilmesi halinde mümkün olduğu, dosyaya sunulan evraklar kapsamında 2014 yılı içerisinde zabıta ekipleri tarafından toplam 13.065 adet iş yeri denetimi yapıldığının, bunların 4670 adetinin ruhsat evrakı gereği denetlendiğinin, 2618 adet iş yerinin Sağlık İşleri Müdürlüğü ekipleri ile müşterek olarak denetlendiğinin, 3413 adet iş yerinin ruhsatsız faaliyetten mühürlendiğinin, 737 adet iş yerinin mührünü bozarak çalıştığı tespit edildiğinden savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunun, 395 adet iş yerinin ruhsatının alınması sebebiyle mühür açmasının yapılarak faaliyetine izin verildiğinin, 743 adet iş yerinin ise ruhsatının olduğu tespitinin yapıldığının görüldüğü, patlamanın meydana geldiği iş yerinin patlamadan kısa bir süre önce faaliyete başladığı ve haklarında yapılmış bir şikayetin de bulunmaması sebebiyle, denetim alanının genişliği göz önüne alındığında kısa bir süre içerisinde ruhsatsız faaliyet gösterdiğinin tespitinin mümkün olmadığı, bu sebeple görevi ihmal suçunun unsuları itibariyle meydana gelmediği anlaşılmakla;
Sanık ...'nın patlamanın gerçekleştiği iş yerinin intifa hakkı sahibi olduğu, iş yerini yazılı bir kira sözleşmesi yapmaksızın sanıklar ... ve ...'ya kiraladığı olayda, meydana gelen patlama olayı ile sanık ...'nın kiraya verme şeklindeki eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı, sanık ...'ya kusur yüklenemeyeceği anlaşılmakla yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, katılanlar vekillerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Taksirle öldürme suçu bakımından kusurları bulunmayan sanıklar hakkında CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken, olayda suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek aynı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 4. numaralı hükmün çıkarılarak yerine "Her ne kadar sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında" taksirle ölüme neden olmak "suçundan kamu davası açılmış ise de, yüklenen suç açısından taksirlerinin bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca müsnet suçtan ayrı ayrı beraatlerine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün; DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince mahkumiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen 24.12.2019 tarihli, 2019/2323 esas, 2019/4805 karar sayılı ilk derece mahkemesinin kararındaki mahkumiyete ilişkin bölümün beraat hükmü ile değiştirilmesi suretiyle hukuka aykırılığın “düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” ilişkin kararın açıklanan nedenle ve sair yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
28.02.2024 tarihinde karar verildi.