Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait...Petrol adlı işyerinin 29.02.2016 tarihinde ...'ne sigortalatıldığını, sigortacının tanzim ettiği poliçe ile müvekkiline ait işyeri üzerindeki bina-kanopi, makine-tesisat, demirbaşlar, elektronik cihaz, akaryakıt ve market emtiası, cam, reklam panosunun su basması, yer kayması, duman, kara taşıt çarpması, iş durması, yangın vb. risklere karşı teminat altına alındığını, müvekkili şirkete ait iş yerinin sigorta koruması altında olduğu dönemde 24.04.2016 tarihinde akaryakıt depolarının gömülü olduğu kısım üzerinde ve pompa sayaçlarının ön tarafında bulunan kısımlar ile saha betonlarında aşırı yağış nedeni ile oturma ve çatlakların meydana geldiğini, davacı şirket yetkililerinin iş yerinde hasarın meydana geldiği 24.04.2016 tarihinde davalı şirkete başvuru yaptıklarını ancak her hangi bir ödeme yapılmadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak aydıyla iş yerinde oluşan hasar nedeniyle 1.000,00 TL maddi zararın 24.04.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ve sigortacının temerrüde düştüğü tarihten itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 26.03.2018 tarihli dilekçesiyle talebini 128.000,00 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; olay sonrası davalı şirket tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde meydana gelen çökmenin dolguda kullanılan malzemenin yeterli kalitede olmamasından, malzemenin yeterli şekilde sıkıştırılmamasından kaynaklandığını, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22/14 üncü maddesine göre eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğunu, Yangın Sigortası Genel Şartlarına ve sigorta hukukuna egemen olan ilkeye göre sigortalı şeyin kendi ayıbından kaynaklanan zararların teminat dışı olduğunu, dava dilekçesi ile talep edilen ve bilirkişi raporunda belirlenen zarar miktarını kabul etmediklerini, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalı iş yerinde meydana gelen hasarın tam olarak ne sebeple meydana geldiği ve zararın sigortalı şeyin kendi ayıbından kaynaklanıp kaynaklanmadığının mahallinde keşif icra etmek suretiyle hazırlanan bilirkişi raporları ile araştırıldığı, alınan raporlar neticesinde zararın sigortalı şeyin kendi ayıbından kaynaklandığı, bu halin teminat dışı olduğu, davalı ... şirketinin meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyada yer alan her üç raporda da hasarın 2016 yılı Mart ve Nisan aylarında meydana gelen aşırı yağışlar sebebiyle gerçekleştiğinin anlaşıldığını, aşırı yağış nedeniyle yağmur sularının verdiği zararların sigorta teminatı kapsamında olduğunu, keşiften sonra petrol sahasının güney cephesindeki istinat duvarının çökmesi neticesinde sigorta şirketinin davacı şirkete kısmen ödeme yaptığını, dosya içerisinde yer alan ve hükme esas teşkil eden bilirkişi raporlarının birbiriyle çeliştiğini, 2016 yılında petrol istasyonu davalı ... yetkilileri tarafından gezilerek ve gerekli incelemeler yapılarak teminat kapsamına alındığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu sigorta poliçesi Akaryakıt Servis İstasyonları Sigorta Poliçesi olup Yangın Sigortası Genel Şartlarının poliçenin eki niteliğinde olduğu, Yangın Sigortası Genel Şartlarında "İzolasyon yetersizliği ve/veya kaybı nedeniyle yağmur ve kar sularının binanın dış cephe ve terasından veya pencere ve kapı pervazlarından (açıklarından) sızması ve/veya girmesi nedeniyle meydana gelen zararlar ile tedrici nemlenme ve ısı farkı nedeniyle oluşan terleme, küflenme ve benzeri nedeniyle kaynaklanan hasarların" teminat dışı olarak kabul edildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarıyla hasarın, yol cephesinde ve duvar kenarlarında yağmur suyu kanalı bulunmaması, beton derzlerinin zamanında mastık asfalt ile doldurulmaması ve iş yerinin güneyine saha betonu yapılmaması nedeniyle, davacı tarafın ihmali sonucu yağmur suyunun temel içine sızarak çökmelere neden olması sonucu oluştuğunun tespit edildiği, Yangın Sigortası Genel Şartları A-4 4.4 maddesi gereğince, sigortalı şeylerin kendi ayıplarından meydana gelen zararların teminat dışında olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada yer alan her üç raporda da hasarın 2016 yılı Mart ve Nisan aylarında meydana gelen aşırı yağış nedeniyle meydana geldiğini, yağmur sularının verdiği zararların sigorta teminatı kapsamında olduğunu, davacı şirkete ait petrol istasyonunda yağmur suyu mazgalları bulunduğunu, bir şeyin ayıp olarak değerlendirilmesi için o şeyde bulunması gereken bir şeyin bulunmaması gerektiğini, istasyonun güney kısmındaki duvar dibinde yağmur suyu kanalı ile mazgal olmamakla beraber petrol istasyonun yola doğru eğimi olduğunu, olağanın dışında yağmur yağması dışında, petrol istasyonunda yağmur nedeniyle oluşabilecek olası hasarlara karşı önlem alındığını, fakat hasarın meydana geldiği dönemde beklenilen durumun dışında yağan yağmur sularının hasar neden olduğunu, istasyonun güney kısmında su kanalı ve mazgalın olmamasının hasarın meydana gelmesinde etkili olmadığını, petrol istasyonunda faaliyete geçilmesi için daha önce ilgili kurumlarca gerekli incelemelerin yapıldığını, yetkili makamlardan onay alındığını, ayrıca akaryakıt istasyonu inşası için mevzuatta hiçbir yerde drenaj kanalı (yağmur suyu kanalı) ve mazgal yapılması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığını, dosyada mevcut beton sistemine ilişkin faturalar incelendiğinde yağmur suyunun geçmesini engelleyecek kalitede 1. sınıf beton (C-30, C-40 beton) kullanıldığının anlaşılacağını, davalı ... şirketinin petrol istasyonu saha zeminini 2016-2017 ve 2018 yılındaki poliçelerle meydana gelecek rizikoları teminat altına aldığını, bu sebeple sigorta şirketinin meydana gelen zararı karşılamakla yükümlü olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
taraflar arasında düzenlenen Akaryakıt Servis İstasyonları Sigorta Poliçesinden kaynaklanan davacıya ait iş yerinde meydana gelen hasarın tazmini talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Yangın Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı (Türk Ticaret Kanunu'nun) 1401,1409,1427,1453 üncü maddeleri.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.