Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi hükmü resen kaldırılarak harç yönünden yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle maddi tazminat davasının kabulü; manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 19.07.2011 tarihinde ... Belediyesi çalışanlarından...nin sevk ve idaresindeki Belediyeye ait araç ile bisikletli sürücü ...na çarpmak suretiyle ölümüne sebebiyet verdiğini, olay sebebiyle sürücü hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/328 Esas sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığını ve sanığın cezalandırılmasına karar verildiğini, ancak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedildiğinden hükmün temyiz edilmediği ve kusur oranına ilişkin itirazlarının kesin hükme bağlanamadığını, kusur oranının yeniden belirlenmesi gerektiğini, ...nun feci şekilde ölümünün ailesi ve çevresini feci şekilde üzdüğünü, sanığın personeli olduğu ve kullandığı aracın maliki olan bu sebeple de zararları tanzim yükümlülüğü bulunan ...'na karşı acılarının bir derece giderilmesi için davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini ve yine kazaya sebebiyet veren ... Belediyesi'nin aracının sigortasını yapmış olan davalı Groupama Sigorta A.Ş.'ye başvuru yapılmış olmasına rağmen maddi zararın karşılanmamış olması nedeniyle sorumluluğu gereği ödemesi gereken tazminat miktarının belirlenerek şimdilik 6.000,00 TL maddi tazminatın davacılara miras payları oranında verilmesini talep etmiş; 23.10.2018 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini toplam 181.348,45 TL'ye artırmıştır.

1. Davalı Gropama Sigorta A.Ş. vekili; dava konusu aracın müvekkili şirkete trafik poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede teminat limitinin gösterilmesinin bu rakamın mutlak ve otomatikman ödeneceği anlamına gelmediğini, sigortacının sigortalısının kusur oranına isabet eden zarardan poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğunu, kusur oranlarının tespitinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve davacı tarafın zararının yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, destekten yoksun kalma tazminatı hesabının uzmanlık gerektirdiğini, mahkemece yaptırılacak hesaplamanın da Hazine Müsteşarlığınca kabul gören aktüerya uzmanı tarafından yaptırılmasını talep ettiğini, bilirkişilere hesaplama yaptırılmamasının Yargıtay tarafından da bozma sebebi olduğunu, ayrıca davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından herhangi bir tazminat tahakkuku olup olmadığının araştırılarak mükerrer tahsilata sebep verilmemesi için tazminat hesabından düşülmesini talep ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... vekili, 19.07.2011 günü yaşanılan ve üzücü bir durum ile sonuçlanan trafik kazasında sürücünün, müvekkili ... Belediyesi'nde çalışıyor olmasından ötürü, maddi ve manevi tazminat yükümlülüğünün müvekkili kuruma ait olduğundan bahisle kuruma karşı böyle bir dava açıldığını, ancak her ne kadar kazaya karışan sürücü ... Belediyesi'nde çalışıyor olsa da aynı olaya ilişkin olarak ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/328 Esas sayılı dosya kapsamında yapılan ceza yargılamasında müvekkili kurumda çalışan sürücünün yaşanılan olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit olunduğunu, Belediyeye karşı bu derece yüksek rakamlarla maddi ve manevi tazminat davası açmanın ve kurumu sorumlu tutmanın kesinlikle hakkaniyete ve mevcut hukuk kurallarına aykırı olduğunu, ayrıca zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten 2 yıl içerisinde zamanaşımına uğradığını, kazanın gerçekleştiği tarihten bu yana mevcut kaza ve kazaya karışan kişi bilindiği halde bu süre içerisinde herhangi bir davanın açılmadığı, süresinde açılmayan işbu tazminat davasına zamanaşımı itirazında bulunduğunu, bir diğer hususun da talep edilen manevi tazminat miktarının çok fahiş olduğunu elbette ki bir evladı kaybetmenin acısının para ile ölçülemeyeceği ancak günümüz şartları değerlendirildiğinde talep edilen miktarın oldukça yüksek olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken bir durum olduğundan bahisle davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, kesinleşen Asliye Ceza Mahkemesi dava dosyası, bilirkişi raporları, dosya kapsamında dinlenilen tüm tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; meydana gelen ölüm nedeniyle destekten yoksunluk zararının oluşumunda davalıların kusurlu olmaları, yaşanan olay nedeniyle davacı tarafların hem maddi hem de manevi olarak zarara uğradıkları, bu hususta bilirkişi raporu tanzim ettirildiği, ancak bu konuda uzaman bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda tüm dosya kapsamındaki mevcut delillerden kesin bir kanaate varılamadığı, iki ihtimal üzerinde durularak iki farklı kusur oranının tespit edildiği, bu tespitlere göre aktüerya uzamanı bilirkişisi tarafından iki farklı destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, yargılama sırasında beyanı alınan tanık ...'ın ifadesinde açıkça ''çocuğun kazaya karışan aracın ön tarafından bisiklet ile gittiğini gördüklerini, ancak araçlarının hızlanması sonucu çocuğu geçtiklerini, kaza yaptıklarını ve çocuğun düştüğünü görmediklerini, içinde bulundukları aracın (vidanjör) su ile dolu olduğunu ve eski olduğundan araçtaki aynaların tam kullanışlı olmadığını, bu sebeple kaza öncesi ve sonrasında kaza yapan şoförün aracın aynalarına bakmadığını, kaza yaptıklarını bilmedikleri gibi arkadaki aracın durup içindekilerin el salladığını da görmediklerini" beyan ettiği ve tanık ...'ün benzer beyanının dikkate alınması neticesinde bisikletli sürücünün Belediyeye ait vidanjörün önünde seyrederken bayır aşağı vitesini küçülten ve bu sırada hızlanan davalı taraf aracının bisikletli sürücüyü farketmediği ve önüne geçtiği sırada bisikletle seyir halinde olan müteveffanın araç ile duvar arasında sıkışmasına sebebiyet vermesi sonucu kazanın olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle; bu kanaat doğrultusunda bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun kabulüyle; davacıların ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulüne,
davacı ... için 88.268,20 TL ve davacı ... için 93.080,25 TL olmak üzere toplam 181.348,45 TL ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 06.08.2013 yılından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Groupama Sigorta A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, 6098 sayılı TBK'nın 56/2 nci maddesi gereğince davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00, davacı ... için 10.000,00 TL, ve davacı ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 115.000,00 TL ölüm nedeniyle manevi tazminatın olay tarihi 19.07.2011 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (değişken oranlar dikkate alınmak suretiyle) davalı ... Belediyesi'nden alınarak davacılara verilmesine, davacılar ..., ..., ..., ... ile ilgili manevi tazminat talebi yönünden fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; ceza davasında Belediye çalışanı sürücü kusurlu bulunmadığından Belediyeden maddi ve manevi tazminat talep edilmesinin hakkaniyete aykırı bulunduğunu, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, şüpheli bir kusur durumu varken verilen manevi tazminatın yüksek olduğunu, manevi tazminatın zenginleştirecek ölçüde takdir edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

2. Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; ceza mahkemesinin olayın oluşuna yönelik saptamalarının hukuk hâkimi yönünden bağlayıcı nitelikte bulunduğunu, buna göre müteveffanın asli kusurlu olduğunun gözetilmesi gerektiğini, bu nedenle kararın maddi gerçekle bağdaşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşı sürücünün tam kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalıların istinaf nedenlerinin ayrı ayrı esastan reddi gerektiği, harç kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese de resen gözetilecek olup Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1)-b-2 nci maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında hüküm verilebileceği düzenlenmiş olduğundan belirtilen yasa hükmü ve yerel mahkeme kararının hüküm bölümünde tespit edilen kamu düzenine ilişkin yanlışlıkların, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle; davalı ... vekili ile davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekilinin sair istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 355 ve 353/(1)-b-2 nci maddeleri uyarınca re'sen kaldırılmasına, kaldırılıp düzeltilen hükmün yerine geçmek üzere; davacıların ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulüne, davacı ... için 88.268,20 TL ve davacı ... için 93.080,25 TL olmak üzere toplam 181.348,45 TL ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 06.08.2013 yılından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Groupama Sigorta A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, 6098 sayılı TBK'nın 56/2 nci maddesi gereğince davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00, davacı ... için 10.000,00 TL ve davacı ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 115.000,00 TL ölüm nedeniyle manevi tazminatın olay tarihi 19.07.2011 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (değişken oranlar dikkate alınmak suretiyle) davalı ... Belediyesi'nden alınarak davacılara verilmesine, davacılar ..., ..., ..., ... ile ilgili manevi tazminat talebi yönünden fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1- Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporları arasında çelişki oluştuğunu, İTÜ kusur heyetinden rapor alınarak bu çelişkinin giderilmesi gerektiğin belirterek resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

2- Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili kurumda çalışan sürücünün yaşanılan olayda herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı yönünde net bir sonuca varılamadığını, iki ihtimal dahilinde hüküm kurulduğunu, olayın üzerinden çok uzun süre geçtikten sonra olaya tanıklık etmeyen doktor ... tarafından yapılan kusur değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun ve soyut olduğunu, müvekkili kurum aleyhine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının oldukça fahiş olduğunu belirterek resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... nezdinde trafik sigortalı, davalı Belediyeye ait aracın karıştığı trafik kazası sonucu bisikletli sürücü olan davacılar desteğinin ölümü nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,53 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,90 ve 91 inci maddeleri.

1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Davacılar ihtiyari dava arkadaşı durumunda olduğundan kesinlik sınırı her bir davacı yönünden ayrı ayrı gözetilmelidir.

Dosya içeriğine göre davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın aleyhine olarak davacı ... İçin 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL ve davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.

Davacılar yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarların ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... vekilinin tüm davacılara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekilinin davacılara yönelik temyizi bakımından yapılan incelenmede; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK'nın 355 inci maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına, özellikle yargılama sırasında beyanı alınan ve kaza anında davalı taraf araç şoförünün yanında oturan tanık ...'ın destek çocuğun içinde bulundukları aracın ön tarafından bisiklet ile gittiğini gördüklerine dair beyanı ve kaza olduğu tarihte aile hekimi olarak görev yapan ve kazadan sonra olay yerinden çocuğun alındığı sırada olay yerinde bulunan, müteveffanın sözel otopsisine doktor olarak katılan tanık ...'ün duruşmadaki beyanında; bisiklet süren çocuğun arkasından gelen kamyonun duvar ile kamyon arasında çocuğu sıkıştırdığına dair ayrıntılı beyanlarına uygun olarak bisikletli sürücünün Belediyeye ait vidanjörün önünde seyrederken hızlanan aracın bisikletli sürücüyü farketmediği ve müteveffanın araç ile duvar arasında sıkışmasına sebebiyet vermesi sonucu kazanın olduğu kanaati doğrultusunda davalı taraf araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle karar verilmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin davacılara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekilinin davacılara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı Groupama Sigorta A.Ş.'ye yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ... Başkanığı'na iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.