SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu(Kapatılan) 74. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/361 Esas, 2016/190 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına;başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 40,00 TL adli para ceza ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz isteği; mahkemece verilen kararı temyiz ettiğine ilişkindir.

1.Olay tarihinde hırsızlık suçundan yakalanan sanığın ... kimlik bilgilerini içeren kendi fotoğrafını havi sahte sürücü belgesini ibraz ettiği anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmasında, olay günü polislerin kendisini yakaladığında arandığı için kendisini başka bir isimle tanıttığını, ancak ... olduğunu söylemediğini fakat cebinde daha önce yaptırdığı ... kimlik bilgilerini taşıyan sürücü belgesi olduğunu, polislerin cebindekini bulduklarını beyan etmiştir.
3....Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 22.02.2015 tarihli uzmanlık raporunda suça konu sürücü belgesinin tamamen sahte olarak oluşturulduğu ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğu tespit edilmiştir.

4. Mahkemece Adil Emanet Memurluğunun 2015/4568 sırasına kayıtlı sürücü belgesinin duruşmaya getirtildiği, belgenin incelemesinde soğuk mühür izini ihtiva ettiği ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğu gözlemlenmiştir.

5. Tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu işlediği sabit görülerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan iftira suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) "Kimliği bildirmeme" başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise "Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir." hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlendiği sırada yalan beyanda bulunulması hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır.
Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gerekli olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kolluk görevlilerince hırsızlık suçu nedeniyle yakalanan sanığın görevlilere mağdur ... adına düzenlenen sahte sürücü belgesini ibraz ettiği, yakalama tutanağının sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlendiği ve soruşturma işlemlerinin de bu bilgilere göre yapıldığı, sanığın, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı, ayrıca mağdur adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu gözetilmeden unsurları itibarıyla oluşmayan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) BENDİNDE açıklanan nedenlerle...Anadolu(Kapatılan) 74. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/361 Esas, 2016/190 Karar sayılı kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle...Anadolu(Kapatılan) 74. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/361 Esas, 2016/190 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımı süresinin, eylemin gerçekleştiği 14.02.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2024 tarihinde karar verildi.