İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2016 tarihli ve 2015/24 Esas, 2016/389 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 ncü maddesinin birinci fıkrası, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve son cümlesi ile 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair verilen kararın suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Suça Sürüklenen Çocuk Müdafinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporu aldırılmayıp gerekçesinin kararda gösterilmemesine, müvekkilinin suçlamaları kabul etmediğine, hamile olan mağdurenin bebeğinin biyolojik babasının müvekkili olmadığı anlaşıldığından hakkında beraat kararı verilmesine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, istinaf mahkemesinde temyiz sebeplerinin gerekçesiz şekilde reddedilmesi nedenleriyle usul ve kanuna aykırı kararın temyizen bozulması talebine ilişkindir.

Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki değişen çelişkili beyanları, suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki cinsel birlikteliği inkara dayalı istikrarlı savunması, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin 19.10.2015 tarihli 81722/3138 sayılı raporu ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi karşısında vaki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 02.11.2017 tarihli ve 2017/934 Esas, 2017/2200 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2024 tarihinde karar verildi.