Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2016/122 Esas, 2016/627 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz isteği; suça konu belgenin aldatma niteliğini haiz olmadığına, mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Suç tarihinde, ... Hava Limanında bulunan sanığın kimlik kontrolünde kendi fotoğrafını ihtiva eden ancak R.A'nın kimlik bilgilerine göre oluşturulmuş sahte nüfus cüzdanı ibraz ettiği anlaşılmıştır.

2. Mahkeme tarafından sanığın ikrar içeren savunması, suça konu soğuk mühür izi içeren nüfus cüzdanının tamamen sahte ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğuna dair bilirkişi raporu, Mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

3. Ancak;

a.Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilemeyen 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

b. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.06.2013 tarih ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren ... 2 Ağır Ceza Mahkemesinin 26.09.2013 tarihli ve 2011/488 Esas ve 2013/460 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 10 yıl hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden aynı ilam ile hükmolunan 3 yıl 9 ay hapis cezasına ilişkin hükmün esas alınması,
Hukuka aykırı bulunmuş, bu aykırılıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2016/122 Esas, 2016/627 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin paragraftan "3 yıl 9 ay hapis cezası" ibaresinin çıkartılarak yerine "10 yıl hapis cezası" ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasına "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek sureti ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarının uygulanmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer hak yoksunluklarının ise mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına" şeklindeki paragrafın eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2024 tarihinde karar verildi.