Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2010 tarihli ve 2010/196 Esas, 2010/594 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 29.12.2010 tarihinde kesinleşmiştir.

2. Zonguldak 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/549 Esas, 2016/262 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 05.08.2015 tarihinde işlediği, hakaret suçundan sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ve bu kararın 21.04.2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.

3. Zonguldak 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/339 Esas, 2016/424 Karar sayılı kararı ile Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2010 tarihli ve 2010/196 Esas, 2010/594 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararı aynen açıklanarak, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık, suçun yasal unsurlarının oluşmadığını, lehe hükümlerin uygulanmadığını beyan ederek bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

1.Bartın 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 16.06.2008 tarihli; boşanma davası içeriğinde küçük ...in nüfus kaydının dava dışı ... adına yapıldığının bildirilmesi ile gerekli yasal işlemlerin ifası amacı taşıyan suç duyurusuna istinaden başlatılan soruşturmada; sanığın temyiz dışı sanık ...'dan olan küçük ...in nüfus kaydını, boşanma aşamasında olan ... adına yaptırdığı somut olayda; sanığın üzerine atılı 5490 sayılı Kanun'a aykırılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.

2. Sanık savunmasında; ... isimli şahısla evliyken ... ile birlikte yaşamaya başladığını, ondan...isimli bir çocuğu olduğunu, çocuk doğduğunda halen evli gözüktüğü için zorunlu olarak babası ... olarak nüfusa kaydettirmek zorunda kaldıklarını beyan etmiştir.

3. Mahkeme denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında atılı suçun oluştuğu kabulü ile mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 29.12.2010 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 05.08.2015 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu, bu kapsamda inceleme tarihi itibarı ile zamanaşımı süresinin dolmadığı tespit edilerek yapılan incelemede;
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 285 ve 295 inci maddelerindeki ''evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içerisinde doğan çocuğun babası kocadır ve başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz.'' hükümleri karşısında; çocuğun nüfusa kaydı sırasında evlilik birliğinin devam etmesi halinde, evlilik dışı çocuğun biyolojik babası üzerine derhal kayıt edilmesinin mümkün olmadığı, resmi nikahlı eşin üzerine kaydedilmesinin Kanundan kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, bu hali ile suçun unsurlarının oluşmayacağının anlaşılması ve sanığın, evlilik dışı ilişkisinden doğan oğlu... evlilik birliği içinde resmi nikahlı eşinden olmuş gibi doğum bildiriminde bulunarak nüfus kütüğüne kaydedilmesini sağladığı olayda, evlilik dışı çocuğun, biyolojik babası olan temyiz dışı sanık ...'nın üzerine derhal kayıt edilmesinin mümkün bulunmaması, resmi nikahlı eşin üzerine kaydedilmesinin Kanundan kaynaklanan bir zorunluluk olması karşısında, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Zonguldak 3.Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/339 Esas, 2016/424 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2024 tarihinde karar verildi.