Kısmen kabul
Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle maddi tazminat ile manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalı şirket işçisi ...’in 19.12.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, davacılardan ...’nın murisin eşi, ... ve ...’in murisin çocukları, ...’nin babası, ...’nin annesi, ... ve ...’in de kardeşleri olduğunu, kazanın meydana gelmesinde işverenin kusurlu olduğunu, murisin ölümü ile eşinin, çocuklarının ve annesi ile babasının musirin desteğinden yoksun kaldıklarını, murisin gelir durumunun SGK kayıtlarından belli olduğunu beyanla şimdilik davacılardan ..., ..., ..., ... ve ...’nin her biri için 2.500,00 TL maddi tazminat ile ... için 150.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 80.000,00 TL, ... için 80.000,00 TL, ... için 60.000,00 TL, Muttalip için 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacılar vekili,20.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davacılardan ... için maddi tazminat tutarını 17.805,30 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalı firmaya ait iş yerinde gerçekleşen yangında ...' in vefat ettiğini, işverenin oğlunun alevlerin içerisine girerek ...' i çıkardığını, kurtarma esnasında elbiselerinin tutuştuğunu başka birisinin yangın söndürme müdahalesi ile kurtarıldığını, müvekkilinin oğlunun da elleri, kolları, yüzünün hafif nitelikte yandığını, tüm olanaklar seferber edilerek ...' in hastaneye kaldırıldığını, yanık ünitesi olan Derince Hastanesi' ne sevk edildiğini, tazminat miktarı konusunda taraflarla anlaşma sağlanamamış ancak ölenin eşi Zübeyde Tunçel' in banka hesabına tazminatlardan mahsup edilmek üzere 10,000,00 TL, 10.000,00 TL, 130.000,00 TL olmak üzere toplamda 150.000,00 TL ödeme yapıldığını, oluşan kaza sebebiyle Düzce CBS' 2015/14615 soruşturma nolu dosyası devam ettiğini, davalı iş yerinde oluşabilecek iş kazaları, yangın vs içerir Halk Sigorta A.Ş. İle sorumluluk sigorta poliçesi yaptırdıklarını, işbu dosyanın Halk Sigorta A.Ş.' ye ihbarını talep ettiklerini, müvekkili şirketin yasa ve tüzüklerin öngördüğü tüm tedbirleri aldığını, kazanın ölen ...' in ağır kusuru neticesinde gerçekleştiğini ve müvekkiline atfedilebilecek bir kusur olmadığını, ...' in siloya müdahale etmesi ve boşaltma kapağını açması neticesinde parlama ve yangın oluştuğunu ve üzücü olayın gerçekleştiğini, bu nedenle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Mahkememizce yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacıların murisi ... ...'in 19.12.2015 günü davalının işinde çalışırken çıkan yangın nedeniyle vefat ettiği, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulundukları anlaşılmaktadır. Söz konusu kazada kusur durumuna ilişkin alınan bilirkişi heyet raporunda özetle; davalının % 100 kusurlu olduğu, müteveffanın ise kusurunun bulunmadığı belirtilmiş, kusur durumuna ilişkin bu raporun dosya kapsamına ve olayın gelişimine uygun olduğu gibi kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu görülmüştür. Akabinde dosya destekten yoksun kalma tazminatı hususunda rapor tanzim edilmek üzere hesap bilirkişiye tevdii edilmiş, hesap bilirkişinin raporu dosya kapsamıyla uyumlu, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır. Bu raporda özetle; ... ...'in vefatı sonrasında geride kalan hak sahiplerine SGK tarafından bağlanan gelirin ilk PSD miktarı düşüldükten sonra, müteveffanın eşi ...'nın 63.094,98 TL, oğlu ...'in 0(sıfır) TL, oğlu ...'in 15.063,53 TL, annesi ...'nin 0(sıfır) TL, babası ...'nin 17.805,30 TL maddi zararı olduğuna ilişkin mütalaa sunulmuştur. Davalı şirket tarafından dava tarihinin hemen öncesinde ve sonrasında toplamda 150.000,00 TL müteveffanın eşi ...'nın hesabına yatırılmıştır. Bu yatırılan meblağ öncelikle müteveffanın eşi ...'nın(63.094,98 TL) ve velayetinde bulunan yaşı küçük oğlu ...'in(15.063,53 TL) maddi tazminat taleplerine sayılmıştır. Bu şekliyle bilirkişi hesabından yapılan ödemeler düşüldüğünde; müteveffanın eşi ... için 0(sıfır) TL, oğlu ... için 0 (sıfır) TL, oğlu ... için 0(sıfır) TL, annesi ... için 0(sıfır) TL, babası ... için 17.805,30 TL maddi tazminata hükmedilmiştir... kaza tarihi, ilgililerin kusur oranları, tarafların sosyo ekonomik halleri, paranın satın alma gücü, gerçekleşen eylemin davacılar üzerinde oluşturduğu manevi acı ve ızdıraplar dikkate alınarak tarafların zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek ve manevi tatmin duygusunu da rencide etmeyecek bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, bu bağlamda tüm dosya kapsamı ve izah edilen nedenler dikkate alındığında; müteveffanın eşi ... için 100.000,00 TL, oğlu ... için 85.000,00 TL, oğlu ... için 85.000.00 TL, annesi ... için 25.000,00 TL, babası ... için 25.000,00 TL, kardeşi ... için 5.000,00 TL, kardeşi Muttalip için 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı şirket tarafından müteveffanın eşi ...'nın hesabına yatırılan 150.000,00 TL lik ödemeden yukarıda izah edildiği üzere 78.158,48 TL lik kısmı müteveffanın eşi ... ve velayetinde bulunan yaşı küçük oğlu ...'in maddi tazminat taleplerine mahsup edilmişti. Geriye kalan 71.841,52 TL lik kısım müteveffanın eşi ...'nın manevi tazminatına mahsup edilmiştir. Bu şekliyle takdir edilen manevi tazminattan yapılan ödeme düşüldüğünde müteveffanın eşi ... için 28.158,48 TL manevi tazminata hükmedilmiştir..." gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabulü ile
1. Davacı ... için; 28.158,48 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
2.Davacı ... için; 85.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin ve fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
3. Davacı ... için; 85.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
4. Davacı ... için; 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin ve fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
5. Davacı ... için; 25.000,00 TL manevi tazminatın ve 17.805,30 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 19.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
6. Davacı ... için; 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
7. Davacı ... için; 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, davalı şirketin dava açılmadan önce 25.12.2015 tarihinde murisin eşi ... ...'in hesabına 10.000,00 TL, dava açıldıktan sonra 02.03.2016 tarihinde 10.000,00 TL, 18.03.2016 tarihinde de 130.000,00 TL para yatırdığını, dava dilekçesinde murisin destekte bulunması gereken kişiler olan eşi, iki çocuğu anne ve babası için maddi tazminat talep edildiğini, maddi tazminat hesabı yapan aktüerya bilirkişisinin raporuna göre SGK psd değerleri düşüldükten sonra davacı eş ... için bilirkişinin 63.094,98 TL maddi tazminat hesabı yaptığını, yerel mahkemece davalı şirketin yukarıda yapmış olduğu ödemesi sebebi ile kararda ... ... için maddi tazminata hükmedilmediğini, vekalet ücreti de takdir edilmediğini, 63.094.98 TL ödemenin 53.094,98 TL'lik kısmının dava açıldıktan sonra ödendiğini, davacı ... ...'in yararına 53.094,98 TL için yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesine göre 6.190,45 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, davacı murisin oğlu ... ... için, maddi tazminat SGK ödemesi ile karşılandığından maddi tazminata hükmedilmediğini, maddi tazminatın reddi nedeni ile davalı tarafa vekalet ücreti takdir edildiğini, dava açılır iken ...,...,...'nin destekten yoksun kalma tazminatının SGK ödemesi ile sıfırlanacağı bilinmediğinden davacının dava açmaya da hakkı olduğundan dolayı karşı tarafa vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğini, vekalet ücreti takdirinin hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının ise hakkaniyete aykırı olduğunu,reddedilen manevi tazminat tutarları üzerinden davalı yararına takdie edilen vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuşlardır.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Somut olayda, yaşanılan kaza sonucunda davacılardan ... eşini, ... ve ... babalarını, ... ve ... oğullarını, ... ve Muttalip kardeşlerini kaybetmiştir. Dosya kapsamından sabit olduğu üzere ... işçinin ölümüne sebebiyet veren iş kazasında iş verenin kusuru %100 olup ... kusursuzdur. Olayın oluşumu, tarafların ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları ve olay tarihi dikkate alındığında; davacılar ..., ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminatın dosya kapsamına uygun miktarda olduğu anlaşılmış olmasına karşın müteveffanın anne ve babası olan ... ve ... ile kardeşler ... ve Muttalip lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları azdır. Davacı anne ... ve baba ... lehine ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminata kardeşler ... ve Muttalip lehine ise ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği halde manevi tazminat miktarının az belirlenmesi isabetsiz olup ilk derece mahkemesi kararının bu nedenle kaldırılması gerekmiştir... her ne kadar davacılar vekilinin her bir davacı bakımından maddi ve manevi tazminat alacakları için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönünde istinaf itirazında bulunulmuş ise de bu yöndeki istinafın yerinde olmadığı, davacılar için kabul edilen miktarlar yönünden maddi ve manevi tazminat talepleri açısından hüküm altına alınan toplam miktarlar üzerinden tüm davacılar lehine maddi tazminat yönünden tek vekalet ücretine ve manevi tazminat yönünden ise tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, yine de davacılar vekili tarafından PSD ile karşılanan maddi tazminat miktarları yönünden reddedilen miktarlar üzerinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, bu konudaki ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/327 Esas, 2021/10624 Karar sayılı, 21/09/2021 tarihli ilamının da bu husus hakkında benzer şekilde karar verildiği gözetildiğinde, reddedilen maddi tazminat miktarı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizlik olup, ilk derece mahkemesi kararının bu sebeple de kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.Diğer yandan tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları da gözetilerek ödeme nedeni ile konusuz kalan miktarların da davacılar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin taktirinde dikkate alınması gerektiği anlaşılmış olup, davacı vekilinin davacı eş ...'ya dava açıldıktan sonra yapılan maddi tazminat ödemesini 53.094,98 TL olarak belirttiği dikkate alınarak talep ile bağlılık kuralı gereği 53.094,98 TL davacı ..., 15.063,53 TL çocuk ... ve 17.805,30 TL baba ... için tespit edilen toplam 85.963,81 TL maddi tazminat miktarı (53.094,98 TL+15.063,53 +17.805,30 TL= 85.963,81 TL) üzerinden davacılar lehine maddi tazminat bakımından vekalet ücreti hesaplanması gerektiği halde bu durum gözetilmeden hüküm tesis edilmesi yerinde görülmemiş ve ilk derece mahkemesi kararının açıklanan nedenlerle kaldırılması gerekmiştir.Davacılar lehine Dairemiz kararında hüküm altına alınan toplam manevi tazminat miktarını 308.158,48 TL olduğu, ilk derece mahkemesi kabulünde davacı eş ... için 100.00,00 TL manevi tazminat takdir edildiği, ancak işveren tarafında yargılama sırasında yapılan ödemenin bir kısımı davacı eş ... lehine hüküm altına alınacak manevi tazminattan mahsup edilerek davacı eş ... yararına ilk derece mahkemesince 28.158,48 TL manevi tazminata karar verildiği, istinafa gelenin sıfatı ve istinaf nedenleri dikkate alınarak Dairemizce bu konuda hukuki bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği ancak davacılar lehine usuli müktesep hak ilkesi gözetilerek kabul edilen toplam manevi tazminat açısından vekalet ücreti hesaplanırken davacı eş ...'nın manevi tazminat alacağından mahkemece mahsup edilen 71.841,52 TL'lik kısmında kabul edilen toplam manevi tazminat içerisinde değerlendirilerek davacılar lehine toplam Dairemizce kabul edildiği kabul edilen 380.000,00 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden reddedilen 250.000,00 TL üzerinden de kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. .. " gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak
Davanın kısmen kabulüne,
1.Davacı ... için; 28.158,48 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
2.Davacı ... için; 85.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin ve fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
3.Davacı ... için; 85.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
4.Davacı ... için; 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin ve fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
5.Davacı ... için; 40.000,00 TL manevi tazminatın ve 17.805,30 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
6.Davacı ... için; 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
7.Davacı ... için; 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,
8.Alınması gereken 22.266,58 TL karar harcından, davacılar tarafından peşin harç olarak yatırılan 2.185,92 TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 58,99 TL olmak üzere toplam 2.244,91 TL'nin mahsubu ile bakiye 20.021,67 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
9.Davacılar tarafından ilk derece yargılamasında yapılan 29,20 TL başvurma harcı, 2.185,92 TL peşin harç, 58,99 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.274,11 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
10.Davacılar tarafından ilk derece yargılamasında yapılan toplam 1.982,25 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranı gözetilerek hesaplanan 985,18 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacıların üzerinde bırakılmasına,
11.Davalı tarafından ilk derece yargılamasında yapılan toplam 67,35 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranı gözetilerek hesaplanan 33,87 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
12.Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince maddi tazminat yönünden 11.975,30 TL vekalet ücretinin davalı tahsili ile davacılara ödenmesine,
13.Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince manevi tazminat yönünden 35.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
14.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinafa gelenin sıfatı dikkate alınarak ilk derece mahkemesi karar tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince manevi tazminat yönünden 20.950,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,
15.Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacılara iadesine,
16.Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan toplam 54,40 TL istinaf gideri ile 121,30 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 175,70 TL'nin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
17-.Harç ve gider avansına ilişkin işlemlerin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,..." karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacılar vekili davacılardan ..., ..., ..., ... ve ... için hükmedilen manevi tazminat tutarlarının az olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili, kusurdan, davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir.
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13,16,20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi
hükümleridir.
A) Davacılar vekilinin davacılar ..., ...,...,... ve ... için manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Somut olayda davacılar vekilinin manevi tazminat olarak müvekkillerinden ... için 150.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL ve ... için 100.000,00 TL',... için 80.000 TL tazminat talep ettiği, manevi tazminat olarak ... için 28158,48,00 TL(100.000,00 TL olarak hükmedilen tazminat tutarından davalı tarafından yapılan ödeme mahsup edilmek suretiyle) ... için 85.000,00 TL,... için 85.000,00 TL,... için 40.000,00 TL,... için 40.000,00 TL tazminata hükmedilmiş olduğu, davacıların her biri lehine kısmen kabul ve kısmen reddolan manevi tazminatların birbirlerinden ve maddi tazminat hükmünden bağımsız birer dava olarak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 78.630,00 TL'lik kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davacılar vekilinin iş bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. HMK 361/2 nci fıkrasında "Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir" düzenlemesi vardır.
2. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar.
3. Aynı zamanda 6100 sayılı HMK. daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi yani "atlamalı kanun yolu incelemesi" mümkün değildir.
4. Somut olayda, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmadığı buna göre temyiz başvurusunda bulunmasında kanunen atlamalı kanun yolu incelemesi imkanının bulunmadığı gibi davalı vekilinin temyiz yoluna başvurusunda hukuki yararı da bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
C)Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen vekalet ücretlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
A) Davacılar vekilinin davacılar ...,...,... ve ... için hükmedilen manevi tazminat hükmü nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının miktar itibariyle kesinlikten REDDİNE,
B) Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
C)Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan vekalet ücreti yönünden temyiz yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.