Esastan ret
Taraflar arasındaki tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden taraf ile karşı taraftan gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu İstanbul, Beşiktaş, Kaptanpaşa Mahallesi, 2170 ada 113 parsel (eski 1450 ada 64 parsel) sayılı taşınmazın 610 m²'lik kısmı için 21.06.1983 tarihinde tapu tahsis müracaatında bulunulduğunu, bu başvuruya istinaden tapu tahsis belgesinin talep edildiğini, talebin reddedilmesi üzerine idare mahkemesinde dava açıldığını, idare mahkemesince tapu tahsis belgesi verilmemesi işleminde hukuka uyarlılık bulunmadığı belirtilmekle hak sahipliğinin kesinleştiğini, idare tarafından taşınmazın 400 m²'si için 2.400.000,00 TL bedelin belirlendiğini, bu bedelin fahiş olduğunu, tapu verilme talebinin 2006 yılında yapıldığı dikkate alınarak taşınmazın 2006 yılındaki değerinin mahkeme aracılığıyla tespit edilip bedelinin depo ettirilmesi ve tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın 400 m²'sinin bedeli belirlenerek davacıya satışına karar verildiğini, davacı tarafından satış bedelinin rayicin çok üzerinde olduğundan bahisle itiraz edildiğini ve İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2017/1397 Esas sayılı dosyasında işlemin iptaline yönelik dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, bedelin piyasa rayiçlerine uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi raporunda belirlenen 2.380.000,00 TL bedelin davacı tarafından kesin süre ve ihtara rağmen depo edilmediği, bu durumda tescil talebinin yersiz olduğu, bedelsiz tescilin mümkün olmadığı, bedel blokesinin taşınmazın tescili için şart olup bu şart gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından 21.06.1983 tarihinde tapu tahsis müracaatında bulunulduğunu, taşınmazın 21.06.1983 tarihi itibarıyla belirlenen bedelinin belirlerek bu tutarın mahkeme veznesine depo ettirilip davacı adına adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirtilerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamından tapu tahsis bedelinin ödenmediğinin anlaşıldığı, Yargıtay'ın Yerleşik İçtihatları uyarınca tahsise konu taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmesi gerektiği, davacının ileri sürdüğü gibi 21.06.1983 tarihindeki taşınmazın o günkü koşullara göre rayiç değerinin tespit edilip bu miktarın güncellenmesi suretiyle bulunacak bedelin depo edilemeyeceği, mahkemece keşif ve uzman bilirkişi raporu ile tapu tahsis istemine konu taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin belirlendiği, davacı vekiline bedelin depo edilmesi için kesin süre verildiği, kesin sürenin usul ve yasaya uygun olmadığına ilişkin herhangi beyan ve itirazda da bulunulmadığı, kesin süre içerisinde depo edilmediği, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili duruşma talepli temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilerek hak kaybına uğratıldığını ve mahkemece fahiş rayiç bedeli ödemek zorunda bırakıldığını, 1983 yılında tapu tahsis belgesi için müracaatının sonuçsuz kalması nedeni ile 2006 yılında yeniden talepte bulunulduğunu, reddedilmesi üzerine idari yargıda dava açıldığı, hak sahipliğinin tespit edildiğini, kararın ardından idareye yapılan başvurudan 1 yıl sonra dönüş yapılarak fahiş bedel talep edildiğini, idare ve mahkemece talep edilen bedelin denkleştirici adalet ilkesine aykırı olduğunu, 1983 yılındaki bedelin tespiti ile bedelin günümüze güncellenmesi gerektiği, kabul görmemesi halinde taşınmazın 2006 yılındaki değerinin belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararı.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve özellikle ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Yargıtay ödeneğinden karşılanan 1.653,00 TL tebligat giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.