SUÇLAR: Sahte fatura düzenleme
Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/573 Esas, 2016/734 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında, 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan mahkumiyet, 2012 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçu ile defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan beraat, sanık ... hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan mahkumiyet kararları verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği, alt sınırdan ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, ayrıca kararın aleyhe olan kısımlarının da bozulması talebine ilişkindir.
Sanık ... ve müdafinin temyiz isteği, mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Gerekçeli karar başlığında "2010" şeklinde eksik gösterilen suç tarihinin; 2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçu yönünden, en aleyhe kabulle "31.12.2010"; 2011 ve 2012 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçu yönünden, vergi suçu raporu ve eklerine göre en aleyhe kabulle 01.02.2012 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (a) fıkrasının ikinci bendi ve (b) fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı ve aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. Sanık ... hakkında; defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçu yönünden; 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın sorgusunun yapıldığı 01.07.2015 tarihi olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır. Sanık ... hakkında zincirleme şekilde işlenen 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçu ve sanık ... hakkında 2010 takvim yılından sahte fatura düzenleme suçu yönünden ise aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/573 Esas, 2016/734 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık ... ile müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan ve olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2024 tarihinde karar verildi.