Davanın Reddine
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile karar kaldırılarak yeniden hüküm kurularak davanın (usulden) reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
davacı Hazine vekili tarafından kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır.
Davacı dava dilekçesinde özetle; Tokat ili Merkez ilçesi ... Köyü sınırları içerisinde bulunan taşınmaz mallara 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-5 ve Geçici 8 inci maddesi gereğince tahdit ve tespit çalışmaları yapıldığını ve 16.01.2016 tarihinde askıya çıkarıldığını, Tokat ili Merkez ilçesi ... Köyü 160 ada 17 parsel sayılı 1025,15 m² yüzölçümlü taşınmazın komisyon tarafından davalı adına tespit edildiğini, Yelpe Köyünde tapulamanın daha önce yapıldığını ve Ek 5 uygulaması yapılan alanların bu kanun kapsamında "Orman sayılan yerlerden" olduğu gerekçesiyle tapulama dışında bırakıldığının kadastro tutanaklarının iktisabında belirtildiğini ve bu hususun muhtar ve bilirkişilerce doğrulandığını, 3402 sayılı Kanun'un Ek-5 ve Geçici 8 inci maddeleri ile uygulama genelgesinde sadece "kadastrosu yapılır" hükmü bulunduğunu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde bir hüküm bulunmadığını, anılan kadastro işleminin 15.02.2016 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazın kadastro tespiti yapılırken öncesinden orman sınırında olması sebebiyle tespit dışında bırakıldığı hususunun gözetilerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesbit ve tesciline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; dava açılmadan önce davalı tarafça dava konusu taşınmaz temlik olunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi uygulanamayacağı gibi 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin de uygulanmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte davacının, dava konusu taşınmazı devralan dahili davalının tapu kaydına ... ilkesini bertaraf edecek şekilde kötüniyetle taşınmazı devraldığına dair iddiası ve delili de bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusu kabul edilerek; davacı tarafça usulünce 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi uyarınca iradi taraf değişikliği talebinde bulunulmamasına ve mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere iradi taraf koşullarının da oluşmamasına göre mahkemenin taraf sıfatı yönünden ret gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte mahkemece eldeki davada ...'ın taraf sıfatı bulunmamasına ve davada da taraf olmamasına göre bu davalı yönünden işin esasına girilerek davalının iyi niyetli olup olmadığının tartışılarak esasa ilişkin gerekçe yazıldığı görülmekle, mahkemece sadece davanın usulden reddine dair gerekçe oluşturulması gerekirken hem esastan hem de usulden reddine karar verdiğine dair gerekçeler oluşturulması isabetsiz olduğundan mahkeme hükmü kaldırılarak, davanın reddi yönünden yeniden hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından "... Taşınmazın satış işleminin yapıldığı keşifte ortaya çıkmasına ve satın alan kişiyi davaya dahil etmeleri için süre verilmesine rağmen davanın reddine karar verildiği, dava konusu taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olup devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, dolayısıyla zilyetlikle kazanımı mümkün olmadığı, davalının zilyetliğini ve zilyetlik süresini ispatlayamadığı, taşınmazda zilyetliğe ara verildiği, kesintisiz zilyetlik koşulunun sağlanamadığı .. " gerekçeleriyle kararın bozulması yönünde temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi