İstinaf başvurunun esastan reddine
Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
davacı Hazine vekili tarafından açılan kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır.
Kadastro Kanunun geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında Tokat ili ... ilçesi ... Köyü 110 ada 17 parsel sayılı taşınmaz ev ve arsa vasfıyla davalı adına tespit edilmiş, ilan edilerek 18.02.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı dava dilekçesinde özetle; 3402 sayılı Kanunun Ek 5 ve Geçici 8 inci maddeleri ile uygulama genelgesinde orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır şeklinde bir hüküm bulunmadığını, tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliği korunacağından bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilemeyeceğini, 766 Sayılı Yasa gereği yapılan çalışmalarda orman olması nedeni ile dışarıda bırakıldığı halde sonrasında 6831 Sayılı Yasa gereği yapılan orman kadastrosu sırasında da orman alanı dışında bırakılan yerlerde çalışma yapılırken zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihteki zilyetlik dikkate alınmayıp orman kadastronun kesinleştiği tarihten bu güne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, taşınmazın evveliyatı orman olmakla tespit harici bırakılan yerlerden olduğunu, çekişmeli taşınmaz üzerinde orman kadastrosu henüz yapıldığından 20 yıllık süre koşulunun dolmadığını, taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığını öne sürerek çekişmeli 110 ada 17 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince "... davalı lehine, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14. maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesince; "... Mahkemece yapılan orman araştırması neticesi taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı belirlenmiş olduğundan (3402 sayılı Kadastro Kanunun ek 5 inci maddesine göre yapılan orman kadastrosunda) orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten (2016) önceki zilyetlik süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamına, uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporları, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tapu kaydı oluşan davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlendiğinden" istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından "...davalının imar ve ihya yoluyla kazandırıcı zamanaşımından taşınmazı kazanabilmesi için gerekli süreyi tamamlamadığı, zira bu halde orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren 20 yıllık süreyi tamamlanmış olması gerekeceği, taşınmazın niteliğinin orman olduğu kesinleşen tapulama komisyonu kararı ile sabit olduğu, taşınmazın orman niteliğini yitirmiş ise de tahdididin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmesinin mümkün olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18/2 maddesi gereğince ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı, kaldı ki davalı zilyetliğini ve zilyetlik süresini ispatlayamadığı, taşınmazda kesintisiz zilyetlik koşulunun sağlanmadığı, zilyetliğin sadece mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla ispatlanamayacağı, dosyadaki krokilerden taşınmazın orman içi açıklık durumunda olduğu, ormanla sınırının bulunduğu, orman tahdit haritasında da açıkça görüldüğü üzere taşınmazın orman içi açıklık olduğu, ormanla bütünlük sağladığı..." gerekçeleriyle kararın bozulması istemiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin karar verildi.