Esastan red

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin bu kapsamda olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Tüm dosya kapsamına göre, sanığın, Metromall AVM'deki Dechatlon mağazasından aldığı giyim eşyalarını sırt çantasına koyarak götürmek istediği sırada, mağaza çalışanları tarafından farkedilmesi üzerine mağaza görevlilerince müdahale edildiğinde, mağdur ...'ı ittirip tehdit etmek suretiyle yağma suçuna dönüşen eyleminin kesintisiz takip sonucunda AVM güvenlik görevlilerince yakalanması nedeniyle teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmasına rağmen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 35. maddesi uygulanmayarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yönünden 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesinin yollamasıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın korunmasına, 5271 sayılı Yasa'nın 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

22.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Her ne kadar çoğunluk tarafından eylemin TCK'nın 35. maddesi gereğince teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilmiş ise de, olayın incelenmesinde sanığın AVM'ye girerek hırsızlık yaptığı daha sonra AVM'den çıkarken alarmın çalması üzerine özel güvenlik görevlisinin kendisini takip ettiği, sanığın müştekiyi tehdit ederek kaçmaya çalıştığı ve mağduru darp ettiği, bilahare diğer güvenlik görevlileri tarafından yakalandığı,

Buna göre eylemin hırsızlık olarak başladığı ancak daha sonra yağmaya dönüştüğü ve dükkandan çıkıp AVM'nin de dışına çıkması sebebiyle eylemin tamamlandığı bu halde sanığın tamamlanmış yağma suçundan verilen TCK'nın 149/1-d ve 62. maddeleri gereğince verilen kararın bu sebeple onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.

K A R Ş I O Y

Ceza Genel Kurulu'nun 23.01.2018 tarihli ve 2018/18 sayılı Kararında "Neticesi hakaret ile bitişik bir suç olan yağma teşebbüse elverişli bir suçtur. Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı alamadığı hallerde, yağma suçu teşebbüs derecesinde kalmış sayılır. Yağma suçundan almanın gerekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağduru malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koymamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp giderken yakalanması halinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir. (Nur Centel- Hamide ...- Özlem Çakmut, Kişilere karşı işlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406) Belirtildiği üzere yağma suçunda malın alınması ile suçun tamamlandığı öngörülmüştür.

Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Cebir ve tehdit etkisiyle suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koymayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliği sona ermiştir. Bu aşamada mağdurun yeniden eşya üzerinde zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez.

Somut olayda; sanığın Metromall AVM'deki Decatlon isimli mağazadan aldığı giyim eşyalarını sırt çantasına koyarak götürmek istediği sırada mağaza çalışanları tarafından fark edilerek müdahale edildiği, alarmın öttüğü, çantasını açmasının istendiği, annesinin özel eşyalarının olduğunu söyleyen sanığın çantayı açmak istemediği, koşarak çıkış kapısına yöneldiği, özel güvenlik görevlisi Şakir'in peşinden koştuğu, Şakir'i ittirip onu "bu işin sonu kötü olacak" diyerek tehdit ettiği olay sonucu Şakir'in BTM ile giderilebilir şekilde yaralandığı, eylemin hırsızlık suçu ile başlayıp yağmaya dönüştüğü, yağma suçunun malın alınması ile tamamlandığı, mağdurun mal üzerindeki zilyetliğine son verilmesi ile tamamlanmış olacağından sayın çoğunluğun eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı yönündeki görüşüne katılmıyorum.