SUÇLAR: Nitelikli yağmaya teşebbüs, şantaj, özel hayatın gizliliğinin ihlali

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi

1. Sanıklar Hakkında Şantaj ve Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan İncelemede;
Sanıklar hakkında, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.02.2021 tarihli ve 2019/448 Esas, 2021/47 Karar sayılı kararı ile şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçları için öngörülen cezaların türü ve miktarı dikkate alınarak sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca verilen beraat kararlarının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında;

5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2. Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan İncelemede;

Sanıkların şantaj suçunu işledikleri iddiası ile haklarında açılan davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu beraatlerine karar verilmiş olup, iş bu karara yönelik katılan vekilince yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararının kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla tebliğnamede yer alan sanıkların şantaj suçundan cezalandırılmaları gerektiğine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.

5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız bozulmasını istediği temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." ve aynı Kanun'un 301. maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekili temyiz dilekçesinde özetle; adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğini, tanık anlatımlarına karşı beyanda bulunmak için süre isteminin dikkate alınmadığını, sanıkların beyanlarının çelişkili olduğunu ileri sürmüş anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;

Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Ayrıca dosyada 5271 sayılı Yasa'nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, katılan vekilinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile Tebliğname'ye aykırı olarak HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine,

22.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.