B O Z M A Ü Z E R İ N E

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

Davanın kısmen kabulü

Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, HMUK'un 427. ve CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece; davacı vekilinin gözaltı ve adli kontrol nedeniyle 8.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin bir günlük gözaltı süresinin ve devamında uygulanan adli kontrol süresinin makul olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş, Dairemizce davacı vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin kabulü ile yerel mahkemece kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile 150,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen tazminat miktarının az olduğuna ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın reddi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
Yerel mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/530 Soruşturma sayılı soruşturma dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 03.08.2015 tarihinde 1 gün gözaltında kaldığı, adli kontrol istemiyle sevkedildiği Sulh Ceza Hakimliğince yapılan sorgusunun ardından hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle serbest bırakıldığı, yapılan soruşturma sonunda hakkında 07.12.2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, kararın 18.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.05.2024 tarihinde karar verildi.