Davaların reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz (766 sayılı Tapulama Kanunun 29/2. maddesi uyarınca tapulama komisyonu tarafından verilen yetksizlik kararı uyarınca gönderilen) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... ve arkadaşları vekili ile davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Mardin ili Derik ilçesi Hisaraltı Mahallesi çalışma alanında bulunan 109 parsel sayılı 9.875 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ırsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfıyla ... adına tespit edildikten sonra, taşınmazın hukuki durumunun Tapulama Hakimliğince tespit edilmesi gerektiği şerhi verilerek Tapulama Hakimliğine gönderilmiş olup, Tapulama Hakimliğince tutanaktaki eksikliklerin giderilmesi ve itirazların değerlendirilmesi için Tapulama Müdürlüğü'ne iadesine karar verilmesi üzerine Tapulama Komisyonunun 05.10.1971 tarihli kararı ile, şağillerin belge ibraz edemedikleri ve müterizlerin tapu ile hak iddia ettikleri ancak tapu tatbikatının yapılamadığı, 776 sayılı Tapulama Kanunun 29. maddesi gereğince yetkisiz oldukları gerekçesiyle, malik tayininin Tapulama Hakimliği'nce yapılmasına karar verilerek, tutanak Tapulama Hakimliğine gönderilmiştir.
Davacı ... ve müşterekleri itiraz dilekçelerinde; tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Mardin ili Derik ilçesi Hisaraltı Mahallesi 109 parsel sayılı taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Davacı Şeymus Şimşek ve arkadaşları itiraz dilekçelerinde; tapu kaydına dayanarak, Mardin ili Derik ilçesi Hisaraltı Mahallesi 109 parsel sayılı taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Davacı ... ... itiraz dilekçesinde; tapu kaydına dayanarak, Mardin ili Derik ilçesi Hisaraltı Mahallesi 109 parsel sayılı taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
Davacı ... itiraz dilekçesinde; tapu kaydına dayanarak, Mardin ili Derik ilçesi Hisaraltı Mahallesi 109 parsel sayılı taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
Davacı ... Ateş ve müşterekleri itiraz dilekçelerinde; Mardin ili Derik ilçesi Hisaraltı Mahallesi 109 parsel sayılı taşınmazın ...'e ait olduğunu iddia ederek, itirazların reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davacı M. Sani Kandibilir ve müşterekleri itiraz dilekçelerinde; tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Mardin ili Derik ilçesi Hisaraltı Mahallesi 109 parsel sayılı taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından; " Kızıltepe Tapulama Mahkemesi'nin, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 25. Maddesi uyarınca davaya bakmak üzere yetkili merci tayin edildiği, yetkili ve görevli merci olarak belirtilen mahkemenin, fiili ve hukuki engelin kalkmasından sonra yetkili merci sıfatıyla bakmakta olduğu dava dosyası hakkında yeniden yetkisizlik kararı veremeyeceği " gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğu, bu davanın niteliği gereği keşif giderlerini iddia sahibi davacıların gidermesi gerektiği, ancak davacı tarafın ihtara rağmen delil avansı eksikliğini gidermediği ve davalarını ispatlamayadıkları " gerekçesiyle davalarının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili ile davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı ... ve arkadaşları vekilinin mahkemenin yetkisine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmü temyiz eden davacılar tarafından, Mardin Kadastro Mahkemesi'nin yetkili olmadığı, kesin yetki kuralı gereğince yargılamanın Derik Kadastro Mahkemesinde yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, Yargıtay tarafından merci tayini yoluyla yetkili olduğu belirlenen mahkemenin, sonradan davanın görülmesi hususunda kendisini yetkisiz olarak görmesi hukuken mümkün bulunmadığından, davacıların bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacıların esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, davanın niteliği itibariyle re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalardan olmadığı, davacı ve asli müdahillere yargılama giderleri ile keşif delil avansının yatırılması için verilen süreye rağmen eksikliğin tamamlanmadığı için davacı ve asli müdahillerin keşif delilline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmaları gerektiği ve buna bağlı olarak davacı ve asli müdahillerin iddialarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; tapulama komisyonunun 05.10.1971 tarihli kararı ile, Tapulama Kanunun 29. maddesi gereğince malik tayini için tutanağın Tapulama Hakimliği'ne gönderilmesine karar verilmiş olup, buna göre taşınmazın malik hanesinin hukuken açık olduğunun kabulü gerekmektedir.
Öte yandan 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) geçici 1. maddesinin işaretiyle uygulanması gereken aynı Kanun' un 30/2. maddesinde, kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakimin, resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlü olduğu; 36. maddesinde de, taraflardan her birinin, dava harcını, dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, davacı hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderleri mahkeme veznesine yatırmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı, bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderlerin, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanacağı belirtilmiştir.
Davanın açıklanan niteliği gereği, resen araştırma ilkesi geçerli olduğundan, 3402 sayılı Kanun' un 36. maddesi uyarınca, keşif masraflarının yatırılması hususunda taraflara ihtarat yapılmasının hukuka uygunluğu bulunmadığı gibi, yargılama sırasında vefat eden davacılar / davalılar bulunduğu belirtilmesine rağmen, tarafların nüfus kayıtlarının tamamı dosya içerisine alınarak, taraf teşkilinin tam olarak sağlanıp sağlanmadığı denetlenmememiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, tarafların nüfus kayıtları dosya içerisine alınarak taraf teşkilinin tam olarak sağlanıp sağlanmadığı denetlenmeli, taraflar arasında vefat edenlerin olduğunun belirlenmesi halinde mirasçılarının yöntemince davaya katılımlarının sağlanması suretiyle, iddia ve savunmaları ile delillerini sunmaları hususunda kendilerine süre verilmeli ve bundan sonra mahkemece, keşif giderleri ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere şimdilik suçüstü ödeneğinden karşılanarak yeniden keşif günü verilerek mahallinde yöntemince keşif yapılmalı ve bu şekilde tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delilleri topladıktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; aşamalarda bir kısım davacılar tarafından adli yardım talebinde bulunulmasına rağmen, bu yöndeki talepleri hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davacıların İlk Derece (Mardin Kadastro) Mahkemesi'nin yetkili olmadığı yönündeki temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacıların esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK' nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.