Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı-birleşen dosyada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı-birleşen dosyada davalı vekili, 112 ada 25 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde belirtildiği üzere taşınmazdaki iki katlı ahşap evin malikinin davacının babası Kemal olduğunu, babası vefat ettikten sonra tek mirasçı olarak geriye davacının kaldığını, davalının evi uzun süredir davacının rızası olmadan kullandığını, sözlü ikazlara ve noter kanalıyla yapılan ihtarnameye rağmen işgalinin devam ettiğini açıklayarak davalının taşınmaza el atmasının önlenmesini ve tahliyesini, bununla birlikte fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL ecrimisil bedelinin tahsilini talep etmiştir. Birleşen dava yönünden, davacının taşınmazı kullanımının iyiniyetli olmadığını, ayrıca taşınmaza yaptığını iddia ettiği masraflar hakkında isteğin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı-birleşen dosyada davacı vekili, davaya konu 112 ada 25 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2 katlı ahşap evin 1980li yıllardan beri babası Şanver ile birlikte davacının kullandıkları ev olduğunu, babasının 2008 yılında vefatından sonra da davacının evi kullanmaya devam ettiğini, bahse konu evin davacının babasına da kendi babası olan Hasan'dan kaldığını, babasının sağlığında ve sonrasında eve malik sıfatıyla eklentiler ve harcamalar yaptığını, ev üzerindeki tasarrufunun miras yolu ile mülkiyete dayandığının söylemesi, evin elektrik ve su aboneliğinin babasının üzerinde olması, evin diğer ödemelerinin de babası tarafından yapılıyor olmasının verdiği güvenle ev üzerinde yılların yarattığı tahribatın giderildiğini, faydalı ve zorunlu harcamalar yapıldığını, evin komple tadil edildiğini, evin elektrik tesisatları, su tesisatları, tavan ve taban döşemeleri, kapı ve pencereler onarımdan geçtiğini, evin ön tarafına doğru çıkma vs yaptırıldığını açıklayarak yapılan faydalı ve zorunlu giderlerinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, dava değeri 30.000,00 TL olarak bildirilmiştir. Asıl dava yönünden, taşınmaz kullanımının iyiniyetle olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada davacının elatmanın önlenmesi talebinin kabulü ile davalının 112 ada 25 parselde bulunan eve elatmasının önlenmesine ve taşınmazdan tahliyesine, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile noter ihtarnamesinin tebliğ tarihi olan 27.08.2014 tarihinden dava tarihine kadar geçen 16 günlük süre için 26,67 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 21.317,98 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde asıl dava ve birleşen dava yönünden davacı-birleşen dosyada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince;
TMK'nin 994 maddesinde "İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir. İyiniyetli zilyet, diğer giderler için tazminat isteyemez. Ancak, şeyin geri verilmesinden önce kendisine bu giderler için bir tazminat önerilmezse, kendisi tarafından o şeyle birleştirilen ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri o şeyi geri vermeden önce ayırıp alabilir." hükmü düzenlenmştir.
Birleşen davada iyiniyetli davacının dava konusu taşınmaza yaptığı giderler yönünden tazminat talebi hakkı bulunduğunun kabulü yerinde ise de, hükme esas alınan rapor incelendiğinde tazminatın Yasa'ya ve yerleşik uygulamaya uygun düşecek şekilde belirlenmediği anlaşılmaktadır. Davacının yapmış olduğu bilirkişi raporunda geçen 30 kalem masrafın hangilerinin taşınmaz için zorunlu ve faydalı olduğu diğer bir ifadeyle TMK'nin 994 maddesi kapsamında değerlendirilebileceği tespit edilip sadece bu yönlerden hesap yapılması yerine bu değerlendirme yapılmaksızın talep konusu tüm masrafların kabulü doğru olmamıştır. Bununla birlikte, yapıldıkları tarih itibariyle imalatların değerleri belirlenip bu değer üzerinden yıpranma paylarının düşülmemesi de hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, birleşen dava yönünden izah edilen eksiklik ve hatalar giderilip oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

Yukarıda (2). bentte gösterilen nedenlerle davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının (1). bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi