Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu 1559 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ağaçların, bağ evinin, tandır kuyusu ve müştemilatının vekil edeni tarafından meydana getirildiğini açıklayarak, söz konusu muhdesatların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Paydaşlardan ... mirasçıları tespit edilemediğinden pay sahipleri davada kayyım ile temsil edilmiş, kayyım vekili, dava konusu muhdesatların temsil ettikleri ... ile bir ilgisinin olmadığını beyan etmiş, davalılardan ..., taşınmaz üzerindeki dava konusu ağaçlarda, bağ evinde veya tandır kuyusunda bir hakkının olmadığını ancak paydaş olduğunu beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan ..., dava konusu taşınmazın arsasında hissedar olduğunu ancak üzerindeki ağaçlar ve binada bir hakkının bulunmadığını beyan etmiş, davalılardan ..., uzun yıllardır ... dışında yaşadığını, bilirkişi raporunda bahsi geçen muhtesatlarda bir hakkının olup olmadığı konusunda bilgisinin olmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan ..., uzun yıllar il dışında görev yaptığını, hakkının korunmasını istediğini beyan etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin olarak verilen kararın, Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 26.6.2014 tarihli ve 2013/23218 Esas, 2014/14457 Karar sayılı ilamı ile yargılama giderleri açısından bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yeniden yapılan yargılama sonucunda, “Mahkemenin Yargıtay 7. Hukuk dairesinin 26/06/2014 tarihli ve 2013/23218 Esas, 2014/14457 Karar sayılı ilamınca sair temyiz itirazları reddedilerek kesinleşen 2010/226 Esas 2012/250 Karar ve 14/06/2012 tarihli kararın 1 nolu hüküm fıkrası hakkında bu kısmın kesinleşmesi nazara alınarak tekrar hüküm kurulmasına yer olmadığına, alınması gerekli 3.645,05 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 454,15 TL ve ıslah nedeni ile alınan 286,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.904,90 TL'nin davalılardan (hazine hariç) tahsili ile hazineye gelir kaydına, davacı tarafından yapılan 600,00 TL bilirkişi ücreti, 176,00 TL tebligat gideri, 42,00 TL posta müzekkere gideri, 129,20 TL keşif gideri olmak üzere toplam 947,20 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 627,05 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacının üzerinde bırakılmasına, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 10.291,36 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,……..” dair verilen karar davalılardan ... ve ... tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, muhdesatın tespiti davalarında, davanın konusu (müddeabih) muhdesat iddiasını kabul etmeyen davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup, buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nin 326/2. madddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden davalıların tapudaki hisseleri gözönünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulmaları gerekir.
Hal böyle olunca, hüküm altına alınan harç ve yargılama giderlerinin az yukarıda açıklanan dava değeri esas alınarak hesaplanması ve hesaplanan bu miktarlardan da davalıların tapudaki hisseleri gözönünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulmaları gerekirken, zemin bedeli de eklenmek suretiyle muhdesat bedelleri üzerinden harç ve yargılama gideri hesaplanması ve bu miktarların davalılardan alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 2 ve 4 fıkralarının HUMK'un 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Davalılardan ... ve ...’un temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile, hükmün 2.fıkrasındaki “....3.645,05 TL ....” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “.... 1.341,53 TL ....” rakamının yazılmasına, hükmün 2.fıkrasındaki “....2.904,90 TL ....” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “.... 601,38 TL ....” rakamının yazılmasına, hükmün 2.fıkrasındaki “....davalılardan ....” kelimesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine, (Hazine hariç) kelimelerinden sonra gelmek üzere “.... 1/2’sinin ...dan, 1/2’sinin ise ... mirasçılarından alınmasına ....” ibarelerinin yazılmasına, hükmün 4.fıkrasındaki “....10.291,36 TL ....” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “.... 2.356 TL ....” rakamının yazılmasına, hükmün 4.fıkrasındaki “....davalılardan ....” kelimesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine, “.... 1/2’sinin ...dan, 1/2’sinin ise ... mirasçılarından alınmasına ....” ibarelerinin yazılmasına, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 07.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.