B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/298 Esas, 2016/89 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/298 Esas, 2016/89 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 20.03.2019 tarihli ve 2017/23333 Esas, 2019/2467 Karar sayılı kararı ile "Sanığın, kendisini astsubay olarak tanıtarak menfaat temin etmesi şeklinde iddia ve kabul edilen eyleminin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı ve delillerin takdiri ile değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu anlaşılmış ise de; halen geçerliliğini sürdüren 10.06.1942 gün 26-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.05.2000 gün ve 111-117; 27.12.2011 gün ve 2010/1-158-2011/296 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere merci tayini kararları kesin olup, tekrar değerlendirme konusu yapılamayacağı, somut olaya ilişkin yapılan yargılama sırasında da, İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesi ile İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda, Yargıtay 5. CD’nin 29.04.2015 tarih ve 2015/4591-2015/10949 sayılı ilamıyla İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği belirlendiğinden, bu kapsamda yapılan incelemede; Sanığa yüklenen basit dolandırıcılık suçu nedeniyle hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma sonrası İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2019/307 Esas, 2019/548 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.09.2020 tarihli ve 15-2020/9406 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz isteği; kararın bozulması talebine ilişkindir.
1.Sanığın şikâyetçiye kendisini astsubay olarak tanıttığı, 12.000,00 TL karşılığında şikâyetçiyi yurt dışına göndermek için anlaştıkları, şikâyetçinin de buna inararak 03.12.2012 tarihinde ...... Sanayide bulunan PTT ... Şubesinden 3.200,00 TL'yi PTT ... Şubesine havale ettiği, yine 08.12.2012 tarihinde sanığın... nolu telefon numarasından şikâyetçiyi tekrar aradığı, Konsoloslukla görüştüğünü, tekrar para göndermesini söyleyerek para istediği, şikâyetçinin de... PTT Şubesinden 3.300,00 TL'yi havale ettiği, bu paranın da ...PTT Şubesinden sanıkca çekildiği, daha sonra 14.12.2012 tarihinde İstanbul da olmasını istediği, İstanbul'a gittiğinde pasaportu henüz çıkartamadığını, kalan 5.500,00 TL'yi istediğini, bunu pasaport çıkarmakta kullanacağını söylemesi üzerine şikâyetçinin dolandırıcı olmasından şüphelendiği ve şikayetçi olduğu, sanık suçlamayı kendisine nakdi anlamda yardımları olduğundan dolayı borçlarını bana PTT havalesiyle ödemiştir, yurt dışına adam gönderme gibi bir konuşma geçmemiştir şeklinde kabul etmemesinden bahisle dolandırıcılık suçundan işbu kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında üzerine atılı suçu kabul etmemiştir.
3. Bozma sonrası sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 25.06.2019 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
4. Şikâyetçi zararının giderilmediğini, sanıktan şikayetçi olduğunu söylemiştir.
5. PTT Genel Müdürlüğü ... PTT Merkez Müdürlüğünün 11.06.2013 tarihli yazısı ile şikâyetçi ... tarafından 03.12.2012 tarihinde .../... merkezinden sanık ...'a 3.200,00 TL gönderildiği ve yatırılan 3.200,00 TL'nin aynı gün sanık tarafından çekildiği belirtilmiştir.
6. PTT Genel Müdürlüğü ...PTT Merkez Müdürlüğünün 28.06.2013 tarihli yazısı ile şikâyetçi ... tarafından 08.12.2012 tarihinde Alaaddin/... merkezinden sanık ...'a 3.300,00 TL gönderildiği ve yatırılan 3.300,00 TL'nin aynı gün sanık tarafından çekildiği belirtilmiştir.
7. Sanık savunması, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, dekont örnekleri, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, uzlaştırma raporu ve diğer deliller dosya arasındadır.
8. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Her ne kadar bozmadan sonra bozma ilamı sanığa tebliğ edilmemiş ve bozmaya uyulup uyulmadığına dair mahkemece bir karar verilmemiş ise de; bozma ilamı doğrultusunda uzlaşma işlemlerinin yürütüldüğü, bu süreçte sanığın bozma ilamına ve dosyaya vakıf olduğu, mahkemenin eylemli bir şekilde bozma ilamına uyduğu, bozma öncesi verilen karardan daha ağır bir mahkumiyet hükmü kurulmadığı anlaşılmakla bu tür usul eksiklikleri eleştiri konusu yapılmış ve bozma nedeni olarak değerlendirilmemiştir.
1. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabul gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanın tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerler uyumla olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfın ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2019/307 Esas, 2019/548 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2024 tarihinde karar verildi.