Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde kabul edildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
Yapılan incelemede; Sanığın 27.08.2014 günü Malkara İlçe Devler Hastanesinden 30 gün istirahat alarak memleketine gittiği, buna göre en geç 26.09.2014 günü saat 23.59 a kadar birliğine katılış yapması gereken sanığın katılış yapmadığı, bu şekilde izin aşımında bulunmaya başlayan sanığın 07.10.2014 günü saat 17.00 da kendiliğinden birliğine katılış yaptığı anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında izin tecavüzü suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a ve 73 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Vaka kanaat raporu, Malkara Devlet Hastanesinin 27.08.2014 tarihli 30 günlük istirahat raporu, sanığın süresinde Birliğine katılış yapmadığına ve kendiliğinden katılış yaptığına dair tutanaklar dosyada mevcuttur.
Her ne kadar sanık sorgu ve savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de; sanığın (Kapatılan) Askerî Yargıtayın içtihatlarında belirtilen ve TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin (b) bendi ve 58’inci maddelerinde yazılan veya benzeri nitelikteki hallerden sayılabilecek nitelikte mazeretinin bulunmaması karşısında; atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragrafta yer alan "ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine" ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
27.02.2024 tarihinde karar verildi.