SUÇLAR: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na muhalefet

HÜKÜMLER: Beraat

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2010/841 Esas, 2015/363 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatlerine; sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6762 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatlerine, karar verilmiştir.

Katılanlar vekillerinin temyiz istekleri; sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerinin dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğuna, usul ve yasaya aykırı beraat kararlarının bozulmasına ilişkindir.

... adlı gemide kaptan olarak görev yapan sanıklar ..., ..., ... ile mühendis olarak görev yapan sanıklar ... ve ...'in, adı geçen geminin sahibi ve işletmecisi olan katılan şirket yetkililerince "Gece köprü üstünde zabıt vardiyesi, güvertede nöbetci gemici bulundurulması, bölgede hırsızlık olayları yoğun olarak yaşandığından malzemelerinin çalınabileceği, bu konuda gerekli özenin gösterilmesi gerektiği, gemiye yanaşan botlara mal satılmaması, gemiye saldırı düzenlenebileceği" hususlarını bildirir yazılar değişik tarihlerde gönderilip uyarılmalarına rağmen talimatlara uymarak gemide bulunan mazot ve diğer eşyaları Nijeryalı korsan ya da tankerlere, kanolara satarak karşılığında telefon, saat, kontör, içki, meyve, balık aldıkları, yiyecek malzemelerinin gemi personeli tarafından yenildiği, alınan diğer eşyanın ise gemi kaptanı olan sanıklar arasında paylaştırıldığı, sanıkların edindikleri malzeme ve paraları katılanlara iade etmedikleri, bu şekilde üzerlerine atılı suçları işledikleri iddia olunan olayda; suçlamaları kabul etmeyen sanıkların savunmaları, korsan saldırılarıyla ilgili kaptan tutanakları, yine işletme yetkililerinin gemi personelinin kumanyasını temindeki yetersizliği karşısında sanıkların, gelen kumanyaların bozuk ve yetersizliğine bağlı olarak gemi tankı dibinde kalan, denize boşaltılması da yasak olan slop tabir edilen atık maddenin, zarurete bağlı yiyecek temini için teknelerle gemi etrafında dolaşan yerli halka satışı dışında, işletme yetkilileri tarafından teknelerden uzak durulması ve alışveriş yapılmaması yönündeki talimatlara aykırı davranarak vazifelerini yerine getirmedikleri, gemi yükünden ya da gemide bulunan müştekilere ait gemi eşyalarını satarak haksız menfaat sağlamak suretiyle üzerlerine atılı suçları işlediklerine yönelik mahkumiyetlerini gerektirecek nitelikte her türlü şüpheden uzak yeterli delil elde olunamadığı, kaldı ki suç tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Kanun'un 1469,1470,1471. maddelerinde düzenlenen gemi adamlarının vazifelerini yerine getirmeme fiillerinin karşılığının ... 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı yeni TTK'da düzenlenmediği kabulü ile atılı suçlardan sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

A. Sanıklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraatlerine ilişkin hükümler yönünden yapılan incelemede
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında 6762 sayılı Kanuna muhalefet suçundan beraatlerine ilişkin hükümler yönünden yapılan incelemede

a. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 6762 sayılı Kanun'un 1469 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
b. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanıkların üzerlerine atılı suçu iştirak halinde işlediklerinin iddia edilmesi nedeniyle sanıklardan Adem Çıngırak'ın 26.12.2011 tarihinde alınan savunması olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

A. Sanıklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraatlerine ilişkin hükümler yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2010/841 Esas, 2015/363 Karar sayılı kararında katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekillerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında 6762 sayılı Kanuna muhalefet suçundan beraatlerine ilişkin hükümler yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2010/841 Esas, 2015/363 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımları nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2024 tarihinde karar verildi.