Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 14.08.2014 tarihinde mal kaçırma amacı ile üçüncü kişi eşi ...e sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Büyüktürk vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu gayrimenkulun yarı hissesine sahip olduğunu, davalı eşi ...'ün borçlarından dolayı evine haciz gelmesine dayanamayarak evliliğini bitirmek üzere boşanma davası açtığını, dava konusu 1/2 hissenin ise Bakırköy 18.İcra müdürlüğünün 2014/164 Talimat sayılı dosyasında satışa çıkartıldığını, müvekkilinin dosya alacaklısı... Dış Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketinin avukatı ile yapmış olduğu anlaşma ve tanzim edilen protokol gereği satışı son günde düşürterek dava konusu hisseyi satın aldığını,müvekkilinin 5 aydır eşi ...'ten ayrı yaşadığını, borçlunun Giresun ili ...İlçes... köyünde vefat eden annesinden kalma gayrimenkulleri mevcut olduğunu, davacının öncelikle nizasız mallar üzerinde haciz işlemini gerçekleştirmesi gerektiğini, davacı ile borçlunun anlaşarak muvazaalı takip yaptıklarını belirterek, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için dava ön koşullarından birinin de davacının borçludaki alacağının gerçek olması gerektiği, davacı tarafa bu konuda takip konusu yaptıkları bononun dayanak belgelerinin dosyaya sunulması istendiği, bu dilekçelerde, davalı borçlu ...'e borç para verilmesi sebebinin, ortaklık ilişkisi nedeni ile borçlanmadan kaynaklı olduğunun, dinlenen tanık anlatımlarıyla da davacının parayı verdiği ve verebilecek ekonomik güce sahip olduğunun kanıtlandığının belirtildiği ancak ortaklık ilişkisini gösterir resmi kurumlara verilen herhangi bir belge vs dosyaya sunulmadığı, tanık beyanlarında davalıya borç verildiği belirtilmiş ise de borç verme sonrasında takip konusu senetlerin imzalandığı ve dolayısı ile alacağın varlığının ispat edilmediği, dava şartının yerine gelmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin alacağının mevcut ve gerçek bir alacak olduğunu, tanık beyanları ile bu alacağın ispat edildiğini, alacağın muvazaalı olduğuna yönelik iddianın ispat yükünün bunu iddia eden davalıda olduğunu, davalılar arasındaki satış işleminin davalılar eş olduğu için kanunen iptale tabi olduğunu, davalı ... Büyüktürk'ün muvazaa iddiasının kötü niyetli olduğunu, taşınmazlar hakkında keşif ve değer takdiri yapılmaksızın harç tamamlattırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277,278,279,280,281,282,283 ve 284 üncü maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.