SUÇLAR: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sarkıntılık
Sanık hakkında sarkıntılık suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2018 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında basit cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2. Bursa 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 09.11.2020 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekilinin istinaf itirazları üzerine kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ilk Derece Mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararı kaldırılarak beraat kararı verilmiş, basit cinsel saldırı suçundan ilk Derece Mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararı kaldırılarak sanığın eyleminin sarkıntılık suçunu oluşturduğu belirtilerek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilerek hükmün 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi ve aynı Kanun' un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteği; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasalara aykırı olduğuna ve bozulması gerektiğine, sanığa indirim uygulanmaksızın üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin açık olduğuna, sanık lehine verilen kararların usul ve hukuka aykırı olduğuna, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğuna, cezanın takdiri indirim uygulanmaksızın üst sınırdan tesis edilmesi gerektiğine, lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verildiğine, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
Dava konusu olay, sanığın, suç tarihinde yolda yürüyen müştekiye "hanımefendi saatiniz var mı?" diye sorduğu müştekinin saatinin olmadığını söyleyerek yoluna devam ettiği sırada sanığın aniden müştekiye sarıldığı ve arkasından kollarını tutarak sürtündüğü, müştekinin vücuduna dokunduğu, sanığın müştekiye yönelik basit cinsel saldırı ve cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü
İlk derece mahkemesince; sanığın suç tarihi itibariyle akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlayamadığı ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli derecede azalmış olduğundan 5237 sayılı Kanun' un 32 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun' un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının a bendi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, sanık hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri uygulanmasına, sanığın, yüksek güvenlikli sağlık kurullarında koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
Bölge Adliye Mahkemesince; "...A-Sanığın katılana yönelik " hanfendi saatiniz var mı ? " şeklinde sorduğu, katılanın saatinin olmadığını söyleyerek yoluna devam ettiği sırada sanığın aniden katılana sarıldığı ve arkasından kollarını tutarak sürtündüğü, katılanın memelerini sıkmak suretiyle gerçekleştirdiği eyleminin ani kesik nitelikte oluşu, devamlılık arz etmediği değerlendirildiğinde TCK 102/1-2. Cümlede düzenlenen sarkıntılık suçu kapsamında kaldığı anlaşılmakla; B-Cinsel saldırı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle katılanın iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle,katılanın hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, sanığın katılana yönelik alı koyma eyleminin cinsel saldırı eylemi sürecinde olması, bunun dışında mağdurun hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken hatalı olarak ceza verilmesine yer olmadığı,dair karar verilmiş ise de;
Yapılan hatalar Dairemizce giderilebilir nitelikte olduğundan..." şeklindeki gerekçeyle ilk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmiş, basit cinsel saldırı suçundan ceza verilmesine yer olmadığı kararı kaldırılarak sanığın eyleminin sarkıntılık suçunu oluşturduğu belirtilerek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
A. Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin, sanık hakkında sarkıntılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı Kanun' un 286/2-h maddesi uyarınca, davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyizleri mümkün olmadığından, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
B. Sanık müdafiinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararına karşı, sanık müdafinin temyiz talebinin sadece sanık lehine vekalet ücreti hükmolunmaması ile sınırlı olduğu ve temyizde hukuki yararı bulunduğu kabul edilmekle yapılan incelemede;
Aynı davada yargılandığı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat, sarkıntılık suçundan ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş sanık hakkında, müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
A.Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin, sanık hakkında sarkıntılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden,
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanık müdafiinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden,
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 09.11.2020 tarihli kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 26.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2024 tarihinde karar verildi.