Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin reddine, davalıların istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ..., hakkında yapılan takiplerin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 24.03.2015 tarihinde mal kaçırma amacı ile annesi üçünü kişi Nimet
Kuzucu'ya sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davanın iki yıllık sürede açılmadığını, tasarrufun borcun doğumundan önce olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dayanağı 2016/10120 sayılı takip dosyası yönünden bir kısım borcun tasarruftan sonra doğduğu, bir kısım borcun da gerçek olduğunun anlaşılamaması nedeniyle dava şartları yokluğundan reddine, 2016/10096 sayılı takip dosyası yönünden ise, dava konusu taşınmazın borçlu tarafından 24.03.2015 tarihinde 100.000 TL bedelle annesi ...'ya satıldığı, bilirkişi raporuna göre bu devir tarihinde taşınmazın piyasa rayiç değerinin 200.000 TL olduğu, daha sonra taşınmazın davalı ... tarafından 28.11.2016 tarihinde 110.000 TL bedelle dava dışı...’a satış yoluyla devredildiği, bu devir tarihinde ise taşınmazın piyasa değerinin 225.000 TL olduğunun anlaşıldığı, davalılar arasında usul füru ilişkisi bulunması ve satış bedeli ile rayici arasında bir misli fark olması nedeniyle tasarrufların İİK m.278 ve 280 uyarınca iptaline, İİK m. 283/2 uyarınca taşınmaz bedeline isabet eden 225.000 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak, Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2016/10096 esas sayılı dosyasındaki alacağını geçmemek üzere ve bu dosyadaki alacağa mahsuben davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayandığını, müvekkil banka ile davalı arasındaki ilk kredi ilişkisinin 16.04.2013 tarihinde akdedilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını ve genel kredi sözleşmesi çerçevesinde davalıya farklı dönemlerde farklı krediler kullandırılmış olduğunun tespit edildiğini, kısmen red kararı verilen Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2016/10120 esas sayılı dosyasına konu alacağın ise 1068005 nolu kredili mevduat hesabına 08.06.2016 tarihinde aktarılan 2.275,00 TL asıl alacak, 10432437 nolu çekin garanti ödemesinden doğan asıl alacaktan kaynaklandığının tespit edildiğini, yine bilirkişi tarafından takip konusu KMH (kredili mevduat hesabı) dayanağına ulaşılamadığının bildirildiğini, fakat 01.01.2015 tarihinden 2018 yılına kadar ilgili mevduat hesabı üzerinde inceleme yapıldığının bildirildiğini, bu durumda kredili mevduat hesabının en kötü ihtimalle 01.01.2015 tarihinde davalının kullanımına tahsis edildiğinin ve bu sebeple KMH'na dair sözleşmesinin ise yine en kötü ihtimal ile 01.01.2015 tarihinde imzalanmış olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, yine takibe konu bir diğer alacağın ise 10432437 no.lu çekin garanti bedelinin ödenmesinden kaynaklandığını, söz konusu çekin ise bilirkişinin de raporunda tespit etmiş olduğu üzere taraflar arasında 14.04.2014 tarihinde imzalanmış olan çek kredisi sözleşmesi kapsamında davalının kullanımına tahsis edildiğini, taraflar arasındaki devir işleminin ise 24.03.2015 tarihinde gerçekleştirildiğini ancak yerel mahkemenin borcun doğum tarihi ile muaccel ... gelmesi hususlarında yanılgıya düştüğünü, tasarrufun iptali davalarında borcun kaynağının kredi sözleşmesinden kaynaklanması halinde borcun doğum tarihi sözleşmeden kaynaklı alacakların muaccel ... geldiği tarih değil, kredi sözleşmesinin imza edildiği tarih olduğunu, alacaklı borçlanmanın gerçekleştiği -yani sözleşmenin imzalandığı- tarihteki borçlunun malvarlığına güvenerek borçlu ile işlem yapıldığını, reddine karar verilen icra takibine dayanak her iki alacak kalemlerinin de doğum tarihi devir tarihinden önceki bir döneme isabet ettiğini beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde ; yapılan tasarrufun borcun doğumundan önce olduğunu, açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, yapılan tasarruftan sonra davacıya çok büyük ödemelerin yapıldığını, davaya konu olayda alacaklıdan mal kaçırma saikinin bulunmadığını, açılan davanın ispat edilemediğini, alacak miktarından fazlasına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf isteminin kesinlik sınırında kaldığından reddine, davalıların istinaf istemi yönünden ise, tasarrufun iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu ancak bedele dönüşen davada hükmedilen bedelden borçlunun da sorumlu tutulmuş olmasının hatalı olduğu gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, İİK m. 283/2 uyarınca taşınmaz bedeline isabet eden 225.000 TL'nin davalı ...'dan alınarak, Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2016/10096 esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferilerini geçmemek üzere ve bu dosyadaki alacağa mahsuben davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek, takip konusu alacağın 189.160,71 TL olmasına rağmen 225.000,00 TL bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277,278,279,280,281,282,283 ve 284 üncü maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.