Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; birleşen 2002/34 Esas sayılı dava dosyasında Hazinenin açtığı davanın kabulü, birleşen 1997/434 Esas sayılı dava dosyasının ...'ın açtığı davanın ve ana dosyada Hazinenin açtığı davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı Hazine, ... Köyü, ... mevkiinde bulunan 920,921,922 ve 923 numaralı orman sınır noktaları ile çevrili 29.900 m²'lik taşınmazın tahdit içinde iken 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını ileri sürerek, bu taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.

Davacı ..., Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/397 Esasında kayıtlı davaya konu olup, davacısı ... tarafından açılan tescil davasının reddedildiğini, bu davaya konu olan 60 dönümlük kesimin zilyedi olduğunu ve fıstık çamı dikmek suretiyle tasarruf ettiğini beyanla, dava konusu yerin adına tescilini istemiştir. Bu dava dosyası Hazinenin açtığı tescil dava dosyası ile birleştirilmiş ve yargılama Hazinenin açtığı dava üzerinden yürütülmüştür.

Mahkemece, davanın kabulü ile bilirkişilerin 03.08.1998 tarihli rapor ve krokileri ve 07.12.1998 tarihli ek rapor ve krokilerinde gösterilen taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen dosya davasının reddine karar verilmiş, davalı birleştirilen dosya davacısı ... tarafından temyiz edilmekle hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.10.1999 tarihli ve 1999/8420 Esas,1999/8362 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; ''Davacı Hazine ve davacı ... tarafından açılıp birleştirilen tescil davasında dava konusu yerin ... Köyü, ... mevkii 920,921,922 ve 923 numaralı orman sınır noktaları arasında kalan saha olduğu açıkça belirtilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında dava konusu yerin 924,925,926 ve 927 numaralı orman sınır noktaları arasında kalan saha olduğu kabul edilip, buna göre hüküm kurulduğu mahkemece dava dilekçelerinde belirtilen orman sınır noktaları esas alınıp burasının tahdit içinde kalıp kalmadığının, 2/B madde uygulamasına konu olup olmadığının saptanması'' gereğine değinilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, dava konusu taşınmazlar hakkında 124 ada 1,2,3 ve 4 sayılı parsellerin malik haneleri açık şekilde kadastro tutanakları tanzim edildiğinden Kadastro Mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş, Kadastro Mahkemesince taşınmazın kesinleşen tahdit dışında kaldığından Hazinenin davasının reddine, gerçek kişilerin davasının ispatlanamadığından reddine, yargılama sırasında yapılan arazi kadastro çalışmalarında 124 ada 1,2,3 ve 4 parsel numaralarını alan taşınmazların dahili davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, Orman İdaresi ve Hazine tarafından temyiz edilmekle hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.04.2003 tarihli ve 2003/2068 Esas, 2003/3378 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Hazine vekiline ve davacı ...'ya dava ettikleri yerlerin açıklanması, 1991/397 sayılı dosyada dava edilen yerin neresi olduğunun krokisi uygulanmak sureti ile kesin olarak tesbit edilmesi, güneydeki yoldan sonra gelen taşınmazların parsel numaraları belirlenerek tutanak örneklerinin getirtilmesi, bu konuda yerel bilirkişi ve tarafların göstereceği tanıkların dinlenilmesi, önceki bilirkişiler dışında seçilecek uzman orman mühendisi ve fen elemanı marifetiyle ile yapılacak keşifte kesinleşen tahdit haritası zemine uygulanmak sureti ile dava edilen yerlerin konumlarının ayrı ayrı belirlenmesi, uygulamada komşu parsel kayıtlarından yararlanılması, çekişmeli taşınmazların kesinleşen 1991/397 sayılı ilâm kapsamında olup olmadığı orman tahdidine göre konumları ile 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklık olup olmadığı tartışılarak değerlendirilmesi, çekişmeli 124 ada 1,2,3 ve 4 sayılı parsellerin malik hanelerinin boş olduğu ve 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi gereğince mahkemece resen doldurulması'' gereğine değinilmiştir.

Davacı Hazinenin 125 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dört tarafının Devlet ormanı ile çevrili olduğu ve halen de orman niteliğinde olduğu iddiasıyla Kadastro Mahkemesinde açtığı dava, bu dava dosyası ile birleştirilmiş ve bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu, birleşen 2002/34 Esas sayılı dosyada Hazinenin açmış olduğu davanın kabülüne, birleşen 1997/434 Esas sayılı dosyada ...'ın açmış olduğu davanın reddine, 2004/1 Esas sayılı ana dosyada Hazinenin açmış olduğu davanın reddi ile Balıkesir ili Burhaniye ilçesi ... Köyü ... mevkii 125 ada 1 nolu parselin orman vasfıyla davacı Hazine adına tapuya tesciline, 124 ada 1 nolu parselin ..., 124 ada 2 nolu parselin ..., 124 ada 3 nolu parselin ..., 124 ada 4 nolu parselin ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı-birleştirilen dosya davalısı Hazine ve davalı ... Yönetimi tarafından 124 ada 1,2,3 ve 4 sayılı parsellere yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.04.2015 tarihli, 2014/6729 Esas, 2015/3135 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, önceki bozma kararlarında, dava konusu edilen alanın 920,921,922 ve 923 numaralı orman sınır noktaları arasında kalan alan olduğu, bu alandaki taşınmazlar hakkında dava devam ederken 124 ada 1,2,3 ve 4 sayılı parsellerin malik haneleri açık şekilde tutanak düzenlendiği 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince malik hanelerinin re'sen doldurulması gerektiğinin açıklandığı, son bozma kararından sonra davacı Hazinenin, dava konusu ettikleri yerlerin 124 ada 1,2,3 ve 4 sayılı parseller ile 125 ada 1 sayılı parsel olduğunu belirttiği, yörede 1969 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunduğu anlaşılmaktaysa da kesinleşen tahdide ilişkin belgeler ve haritaların getirtilmediği,taşınmazın bu haritalardaki konumunun saptamadığı, uygulanan memleket haritasının tarihi belirtilmediği gibi dava konusu taşınmazları kapsayan hava fotoğrafları getirtilip stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenmediği, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/397 sayılı dosyada dava edilen yerin krokisi uygulanmak suretiyle neresi olduğunun kesin olarak tesbit edilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece bu doğrultuda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı,anılan eksikliklerin giderilerek yeniden inceleme ve keşif yapılması, 1991/397 sayılı dosyada dava edilen yerin neresi olduğu da krokisi uygulanmak suretiyle net olarak tesbit edilmesi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması" gereğine değinilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; birleşen 2002/34 Esas sayılı dava dosyasında Hazinenin açtığı davanın kabulüme, birleşen 1997/434 Esas sayılı dava dosyasının ... ve ana dosyada Hazinenin açtığı davanın reddine, 125 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 124 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi ..., 124 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi ..., ..., Aliye Yılancıoğlu adlarına, 124 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi ..., 124 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1989 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.

Mahkemece temyize konu 124 ada 1,2,3,4 parsellerin zilyetleri adına tesciline karar verilmişse de; eksik incelemeye karar verilmiştir. Şöyle ki taşınmazın olduğu yerde 1968 yılında seri bazda orman kadastrosu yapılmış ve taşınmazların bu çalışmada tahdit dışı kaldığı bilirkişilerce belirtilmişse de, bu çalışmaya ait çalışma tutanakları ve taşınmazın bulunduğu yeri gösterir orman tahdit haritası getirilmemiş, bilirkişi raporu denetlenmeden hüküm kurulmuştur. Ayrıca daha önce ... ve arkadaşları tarafından açılıp reddedilen 1991 /397 Esas sayılı dosyaya ziraat bilirkişi tarafından sunulan raporda taşınmazın evveliyatının meşelik olup yangın çıkması nedeni ile ağaçların yandığını, 15-20 yaşlarından 15 adet meşe ağacı olup taşınmazın geri kalanının boş olduğunu sonradan fıstık çamı dikildiği belirtilmiş olup, raporda yazan bu ifadeler göre taşınmazın evveliyatının orman olup olmadığı noktasında tereddüt oluşmuştur.

Kural olarak; orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de, o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan (seri bazda olmayan) orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Orman kadastrosunun köy ve belde sınırı esas alınmak sureti ile yapılması ilk kez 6831 sayılı Kanun'da değişiklik yapan 1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 sayılı Kanun'da öngörülmüş ve 8 inci maddenin 3 üncü fıkrasında; “orman kadastrosu belde ve köy sınırları esas alınmak sureti ile bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak şekilde yapılır” hükmü getirilmiştir. Bu hüküm gözetilmeden seri bazda yapılan orman kadastrosunda, köy ve belde sınırları esas alınıp o yerin içindeki tüm taşınmazlar değerlendirilmediğinden çekişmeli taşınmazların/taşınmazın orman olup olmadığının 4785,5658 sayılı Kanun'lar ile 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun'la ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.

Ne var ki; çekişmeli taşınmaz seri bazda yapılan orman kadastrosunda orman hattının sınırında ise veya çalışma tutanaklarında çekişmeli taşınmazdan bahsedilip orman olmadığı yönünde bir inceleme yapılarak orman hattı oluşturulmuş ise artık bu taşınmaz açısından geçerli bir orman kadastrosunun olduğu ve taşınmazın orman tahdit sınırları dışında kaldığını kabul etmek gerekir.

Somut olayda; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 1968 yılında seri bazda yapılarak kesinleştiği anlaşılmakta ise de; dosya içine orman kadastro tutanakları getirtilmediğinden çekişmeli taşınmazı ilgilendiren orman kadastro tutanaklarında ilgili orman sınır noktaları tarif edilirken taşınmazın orman olup olmadığı değerlendirilerek mi orman sınırı dışında bırakıldığı, yoksa hiç değerlendirilemeden yani orman kadastrosuna tabi tuttulmadan mı bırakıldığı, yada sadece fiili durum tespit edilerek aslında orman içinde mi bırakıldığı hususları netlik kazanmamıştır.

O halde Mahkemece cekişmeli taşınmazların bulunduğu alanı gösteren en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile temyize konu 124 ada 1,2,3,4 parsellerin bulunduğu alanı gösterir ilk orman kadastro haritası, askı ilanları ve ilgili orman sınır noktalarını gösterir çalışma tutanakları dosya içerine alındıktan sonra daha önce keşfe katılmamış üç orman, bir fen bir jeodezi ve bir ziraat bilirkişileri eşliğinde yeniden keşif yapılmalıdır.

Keşifte; 1968 yılında yapılan orman kadastrosuna ait tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmelidir,

Orman bilirkişilerince, orman kadastrosunun seri bazda yapıldığı gözetilerek taşınmazlara en yakın orman sınır noktalarında taşınmazın ne şekilde tarif edildiği, orman olup olmadıkları yönünde bir inceleme yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli, bu orman sınır noktaları tarif edilirken taşınmazların kişi tarlası olarak bahsedilip orman sınırı dışında bırakıldıkları anlaşılırsa orman sayılmayan yerlerden olduğu düşünülmeli aksi takdirde bu taşınmazların orman olup olmadıkları yönünde bir inceleme yapılmadığı sonucuna varılarak orman olup olmadıkları açısından en eski tarihli hava fotoğrafı incelemesine ihtiyaç duyulacağı düşünülmelidir. Bundan ayrı taşınmazların bulunduğu poligona ait tutanaklarda taşınmazların fiili durumları iktifa edilmek sureti ile sınırlandırıldıkları anlaşılırsa buradaki amacın taşınmazın fiili durumunun tespiti olduğu aslında taşınmazların orman içinde bırakıldıkları ancak amacın hak sahiplerinin tapu kaydı varsa dava açmalarına imkan tanımak olduğu, tutanaklarda taşınmazlara ait poligonlar tarif edilirken "fiili durum iktifa edildi" denilmesine rağmen orman kadastrosuna itiraz davası açılmadı ise bu taşınmazların orman sınırı içinde kaldıkları ve hiçbir zaman zilyetlikle kazanılmalarının mümkün olmadığı hususlarında değerlendirme yapmaları bilirkişilerden istenmeli, taşınmazların fiili durum iktifaya konu edilmedikleri ve seri bazda yapılan orman kadastrosu sırasında orman olup olmadıkları incelenmeden orman dışında kaldıkları yani taşınmazlar açısından geçerli bir orman kadastrosu yapılmadığı sonucuna varılırsa bu durumda en eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde streoskopik inceleme yapılarak taşınmazın niteliğin ne olduğu, üzerine orman ağacı bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli,bilirkişilrce sunulan raporlar mahkeme hakimince denetlenerek ve Mahkemenin 1991/397 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporları ile zilyetlik koşulları birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır .

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine ve davalı ... İdaresinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.