Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, sanığın gıyabında verilen hükmün son fıkrasında tebliğden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiğinin belirtilmesi suretiyle Kanun yoluna başvurmada sanığın yanıltıldığı, bu nedenle sanık müdafiin ve suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260. maddesi gereğince suç tarihi ve ele geçen eşyaya göre, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören ...'nın yokluğunda verilen kararı temyize hakkı olduğu kabul edilerek temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1.Suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz sebepleri; suçtan zarar gördüğü için katılma talebinde bulunan kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık müdafiin temyiz sebepleri; suça konu kargonun sanık tarafından alınmadığına, bu husustaki delillerin dosya kapsamında mevcut olmadığına, kargonun sanık tarafından alındığı varsayımında dahi kargonun içeriğinin bilinmesinin mümkün olmadığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Kaçak sigara kolileri bulunduğu ihbarı üzerine kargo aktarım merkezinde göndericisi ...., alıcısı sanık adına kayıtlı Diyarbakır'dan Salihli'ye gönderilen kargo kolisinden 999 paket kaçak sigara ele geçirilmiştir.
Cumhuriyet savcısının talimatı ile içerisindeki sigara paketleri alınan boş haldeki kargo kolisinin alıcıya tesliminin sağlanmak üzere gönderildiği ve suç tarihindeki kargo şubesi müdürünün beyanı ile sanığa teslim edildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Kargo şubesi müdürü O. A. Mahkemede tanık olarak; soruşturma aşamasındaki ifadesini tekrar etmiştir.
Tanık O. A. soruşturma aşamasında; daha önceden kargoları gelen müşterisi sanık ...'a suç günü kargo kolisini teslim tutanağı karşılığında teslim ettiğini, sanığın teslim aldığı kolinin hafif olduğunu söylediğini, bu kişiyi kargosu geldiğinde telefonundan aradıklarını beyan etmiştir.
Kargo firması ile yapılan yazışma sonucunda suça konu kargo kolisinin sanık tarafından teslim alındığı ve sanığın aynı kargo şubesinden daha önce başka gönderilerini de teslim aldığı anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında; kargo vasıtasıyla adına kargo gönderilmediğini, herhangi bir koli teslim almadığını, gönderici .... isimli kişiyi tanımadığını beyan etmiştir.
Sanık adına gönderilen koliden Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olan 999 paket kaçak sigaranın ele geçirilmesi, sanığın kendisine gönderilen koliyi kargo şubesinden bizzat aldığına dair kargo şubesi müdürünün beyanı, sürekli müşterisi olması nedeniyle kargo şubesi müdürü tarafından sanığın tanındığına dair kabulün kargo firmasının dokümanları ile teyit edilmesi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;

1. Sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 4733 sayılı Kanun kapsamında kaldığı anlaşıldığından suçtan doğrudan zarar gören ... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 234/1-b maddesi gereği davadan haberdar edilip duruşma günü bildirilmeden yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması,

2. İddianamede sanığın, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi uyarınca cezalandırılması talep edildiği halde 5271 sayılı Kanun'un 226.maddesine aykırı olarak ek savunma hakkı tanınmaksızın 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi delâletiyle 3/5, 3/10, 3/22. maddeleri uyarınca hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

3. Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 06.09.2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 07.10.2015 olduğu,
Yapılan UYAP sorgulamasında, Dairemizin 2021/30789 Esas sırasında kayıtlı olan Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2021 tarihli ve 2020/162 Esas, 2021/316 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 22.07.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 27.09.2013 olduğu,
Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar, 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları

belirtildiği gibi; bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde dosyaların birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde bu husus nazara alınmadan hüküm kurulması,

4. Suç konusu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4 yerine 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,

5. Suç tarihi itibarıyla suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi'nin davaya katılan olarak kabul edilip, lehine vekâlet ücretine hükmolunması hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle suçtan zarar gören ... vekili ve sanık müdafiin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 27.02.2024 tarihinde karar verildi.