B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5 yıl hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumlarının takdir ve tayini zorunluluğu sebebiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2017/200 Esas, 2020/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci, 53 ncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, katılanın şikayetinden vazgeçmiş olmasına rağmen mahkumiyet hükmü verildiğine ilişkindir.
1. Sanık ...'in, suçtan zarar gören ...'ın...plaka sayılı 1990 model Tofaş- Fiat otomobilini 1.500,00 TL elden ödemek, kalan kısmı ödememek amacıyla 3.700,00 TL'lik ve 1.500,00 TL'lik iki adet senet düzenlemek suretiyle adi yazılı satım sözleşmesi ile haricen satın aldığı, ancak senetlerin ödeme günü geldiğinde borcunu ödemediği gibi aracı başkasına sattığından bahisle katılana iade de etmediği, bu suretle sanığın hileli davranışlarla ...'ı aldatıp kendisine menfaat sağlayarak dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilmiştir.
2. Sanık, kimseyi kandırmadığını, bedeli karşılığında otomobil aldığını, borcunu ödemek niyetinde olduğunu beyan ederek suçu inkar etmiştir.
3. Suçtan zarar gören, aracını satmak için ilan verdiğini, sanığın kendisine iki adet senet verdiğini okuması yazması olmadığı için kandırıldığını, beyan etmiştir.
4. 27.11.2019 tarihli dilekçe ile suçtan zarar gören ..., sanığın tüm zararını karşılaması nedeniyle şikayetinden vazgeçtiğini ifade etmiştir.
5. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihinden sonra 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (l) bendi açısından değerlendirme yapıldığında, suç tarihinde yürürlükte bulunan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin sanığın lehine olduğu ve atılı suçun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, katılanın zararının karşılanması durumunda uzlaşmak istediği halde, sanığın zararı karşılamaması nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür.
6. Mahkeme, tüm dosya kapsamıyla sanığın savunmasına itibar edilmeyerek; suçtan zarar gören ...'ın okuma yazma bilmemesi ve saflığından faydalanan sanığın sanki ...'dan otomobili satın alacakmış gibi davrandığı, sanığın bu amaç ile aracın bedeli için pazarlık yaptığı, 4.700 TL araç satım bedeli için anlaştıkları, sanığın bu alım satım işlemi için suçtan zarar göreni ikna edebilmek amacı ile bir harici yazılı sözleşme sureti düzenlediği, sanki para borcunu ifa edecekmiş gibi iki adet bono düzenleyerek verdiği, bu şekilde ortaya çıkan sanığın hileli tavır sözlerine inanan, yazılı sözleşme ve bonolarla ikna olan suçtan zarar görenin, aracına ait anahtarları sanığa vererek zilyetliğini devrettiği, sanığın araçla suçtan zarar görenin yanından ayrıldığı, kısa süre sonra bu aracın zilyetliğini üçüncü kişiye devrettiği bu suretle nitelikli yalanla suçtan zarar göreni dolandırdığı, zararı kovuşturma aşamasında giderdiğini kabul etmiştir.
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2024 tarihinde karar verildi.