BOZMA ÜZERİNE
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1-Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kamu davası açılmıştır.
2-Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.08.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, karar 05.11.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Denetim süresi içerisinde kasten yeni suç işlenmesi nedeniyle Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2015 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilmiştir.
3-Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2015 tarihli kararının sanık ve katılan ilgili Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 01.07.2020 tarihli ilamıyla gerekçesizlik nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4-Bozma üzerine, Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmiştir.
1-Katılan ilgili Bakanlık vekilinin temyiz isteği, sabit olan suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2-Katılan vekilinin temyiz isteği, sabit olan suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
3-Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, suçun unsurlarının oluştuğuna ve sabit olan suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 39 uncu maddesi delaletiyle 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1-Dava konusu olay, sanığın, evden kaçan 13 yaşındaki mağdur çocuğa, temyiz dışı sanık ... ile birlikte kalacak yer ayarlayana kadar bir süre dolaştıktan sonra yanlarından ayrıldığı, ertesi gün tekrar yanlarına giderek mağdur çocuğa kimseye birşey söylememesi konusunda uyardığı, 10.06.2013 tarihinde mağdur çocuğun bulunduğu iddiasına ilişkindir.
2-Aksaray Devlet Hastanesince düzenlenen 10.06.2013 tarihli adli muayene raporuna göre, boynunda küçük ekimozlar olduğu tespit edilen mağdur çocuğun, mevcut yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu belirtilmiştir.
3-Temyiz dışı sanık ... hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b-f) bentleri ve beşinci fıkrası uyarınca verilen mahkumiyet hükmü, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 27.02.2014 tarihli ilamıyla onanmıştır.
Olay ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, ailesine haber vermeden evden ayrılan 13 yaşındaki mağdur çocuğun, önceden tanıdığı sanık ... ve temyiz dışı sanık ... ile buluştuktan sonra gece saatlerine kadar birlikte gezdikleri, temyiz dışı sanık ... ile mağdur çocuğun, temyiz dışı sanık ...'ın evine giderek geceyi aynı odada birlikte geçirdikleri, sabah olunca evden ayrılıp boş virane bir eve gittikleri, yanlarına sanık ... geldikten sonra geceyi birlikte virane evde geçirdikleri, sabah olunca da bir parka giderek bir süre oturdukları, sanık ...'ın mağdura isimlerini vermemeleri konusunda ikazda bulunduğu, ardından mağdur çocuğun yanından ayrılarak gittikleri anlaşılan olayda, sanığın, temyiz dışı sanık ... ile birlikte suç tarihinde onbeş yaşından küçük ve rızası hukuken geçersiz mağdur çocuğu, cebir, tehdit veya hile olmaksızın alıkoyduğunun tüm dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b-f) bentleri ve beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2021 tarihli kararına yönelik Cumhuriyet savcısı, katılan ilgili Bakanlık vekili ve katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2024 tarihinde karar verildi.