Temyiz talebinin CMK.nun 315. maddesi gereğince reddine ilişkin 28/10/2008 tarihli ek karar
Sanığın yokluğunda tefhim olunan ve 19.9.2008 tarihinde eşine Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre tebliğ edilen 30.7.2008 günlü gerekçeli karara yönelik temyiz talebi 7.10.2008 havale tarihli dilekçesi ile gelmiş ve bu istem mahkemenin 28.10.2008 günlü "ek kararı" ile "süre yönünden" reddedilmiş ve anılan red kararı da yasal süresi içinde temyiz edilmiş bulunmakla;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2, CMK.'nun 34/2, 231/2,232/6 maddeleri uyarınca; hüküm ve kararlarda; başvurulacak kanun yolu, başvuru yapılacak mercii, başvuru şekli ve süresi ve "bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde" gösterilmesi gerektiği cihetle; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 9.2.2010 gün ve 2010/6-26 ve 18 sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükümde temyiz süresinin başlangıcının ".....tefhim ve tebliğden itibaren...." denilmek suretiyle sanığı yanıltıcı biçimde gösterilmiş olması nedeniyle 30.7.2008 günlü karara yönelik 7.10.2008 havale tarihli dilekçeyle vaki temyizinin, yasal süresi içinde olduğu kabul edilerek ve mahkemenin "temyizin süreden reddine" ilişkin 28.10.2008 tarihli "ek kararı" kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü:
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın suçun unsurlarının oluşmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 13.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.