İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 286/2-(a) maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Iğdır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tarihli ve 2020/180 Esas, 2022/51 Karar sayılı ilamı ile; sanık hakkında katılana karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 36/1, 86/1,86/3-e, 87/2-b, 62/1 ve 53. maddeleri gereği 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 14.06.2022 tarihli ve 2022/2086 Esas, 2022/2169 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
A. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suçun taksirle işlendiğine, ceza miktarının fazla olduğuna, haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; suçun öldürmeye teşebbüs olduğundan bahisle suç vasfına, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, ceza miktarının az olduğuna ilişkindir.
1. Sanık ile katılan arasında önceki tarihlerde bir gönül ilişkisi olduğu, sonrasında katılanın tanık ... ile görüşmeye başlaması üzerine durumu kabullenemeyen sanığın katılanı rahatsız etmeye başladığı, kendisinde katılana ait resimler olduğunu ve bunları katılan ile bir kez daha görüşmesi koşuluyla katılana vereceğini tanık ...'e söylediği, olay günü sanığın tüfeğini de alarak tanık Hakan'ın evine geldiği, katılanı da çağırdığı, katılanın tek başına sanığın bulunduğu daireye çıktığı, sanığın katılanı, tüfeğin bulunduğu yatak odasına götürerek kapıyı kilitlediği ve odada bulunan üzeri örtülü tüfeği alarak katılana bir el ateş ettiği, ikinci kez ateşlemek için katılanın başına silahı dayadığı esnada katılanın yapmaması için yalvarması sonucu tüfeği ateşlemekten vazgeçtiği, bu esnada eve gelen Hakan'ın ev arkadaşı Muhammed Murat'in geldiği, sanığın içeriden kilitli kapıyı açarak Muhammed Murat'ı odaya aldığı, tanığın kanı durdurmak için sanıktan bez istediği ve ilgili birimlere haber verdiği, katılanın hayati tehlike geçirecek, hayat fonksiyonlarını (6.) derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak ve organlarından birinin işlevini yitirilmesi niteliğinde olacak şekilde yaralandığı olayda;
2. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, suçta kullanılan aletin elverişli olması, atış mesafesi ve katılanda meydana gelen yaralanmanın boyutu gözetildiğinde suç vasfının nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak belirlenmesinde ancak gönüllü vazgeçme hükümleri nedeniyle sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan cezalandırılmasında isabetsizlik bulunmadığı, katılandan sanığa yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığı, olayda taksir hükümlerinin uygulama şartlarının bulunmadığı, takdiri indirimin mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yasal yerinde ve yeterli gerekçeyle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 10.07.2018 tarihli rapordan, sanığın tüfek ile batına nafiz olacak şekilde ateş etmesi sonucu katılanın iç organ (karaciğer, böbrek, kolon) yaralanması ve kauda equina (omirilik hasarı) oluşması nedeniyle yaşamını tehlikeye sokacak, hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyecek, sağ böbreğin ameliyatla alınması (nefrektomi) nedeniyle organlardan birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olacak şekilde yaralandığının anlaşılması karşısında;
Katılandaki yaralanmada birden fazla nitelikli halin ihlalinin söz konusu olduğu dikkate alındığında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel cezaya hükmedilirken, aynı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler ve 3 üncü maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek, üst sınıra yakın bir ceza tayini gerekirken, sanığın eylemi ile orantılı olmayan şekilde temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ceza miktarı nedeniyle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 14.06.2022 tarihli ve 2022/2086 Esas, 2022/2169 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2- (a) bendi uyarınca Iğdır 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.