İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2021 tarihli ve 2021/58 Esas, 2021/240 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 17 yıl 2 ay 7 gün hapis ve 34.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık ve müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Beyza Pala isimli şahsın soyut beyanı ile sanık hakkında delil yokken işlem başlatıldığına, 3. İletişim tespit tutanaklarında uyuşturucu madde alışverişi ile ilgili konuşmanın bulunmadığına, 4. Yapılan aramada kullanım miktarında uyuşturucu madde bulunduğuna, 5. Mahkemenin ...'i dinlemekten vazgeçmesinin sonuç için doğru olmadığına, 6. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 7. 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin yanlış uygulandığına, 8. Zincirleme suç hükümlerinin yanlış uygulandığına ilişkindir.
Sanığın 24.06.2020 ve 26.07.2020 tarihli eylemleri sabit ise de; 20.06.2020 tarihli eyleminde sanık ile tanık ... arasında uyuşturucu madde alışverişinin görülmediği, tanık Koray'ın bütün aşamalarda sanıktan uyuşturucu madde aldığına dair beyanının bulunmadığı sadece sanık ile tanık Koray arasında soyut ve değişik anlamlara gelebilecek iletişimin tespiti tutanakları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığının bu sebeple 20.06.2020 tarihli eylemin sabit olmadığının anlaşılmış olması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanırken dosya kapsamına uygun şekilde asgari oranda arttırımda bulunulduğundan bu durum sonuca etkili görülmemiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına, temel cezaların alt sınır aşılarak belirlenmesine, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin uygulanmasına, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanmasına, arama kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B. Sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda “ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceğinin” ihtarının belirtilmemesinin aynı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesine aykırı olduğu,
C. Adli Emanet Memurluğu'nun 2020/1789 sırasında kayıtlı emanetlerin dosyada delil olarak saklanması yerine imhasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu,
Değerlendirilmiş; bu iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,
1. Adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin hüküm fıkrasında“tamamının tahsil edilmesine'' ibaresinden sonra gelmek üzere “ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” ibaresinin eklenmesi
2. Hüküm fıkrasının (C) bendinin ikinci maddesinde yer alan "İMHASINA" ibaresinin çıkartılması ve yerine "dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.05.2024 tarihinde karar verildi.