Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Mardin ili Artuklu ilçesi Yayla Mahallesi çalışma alanında bulunan 1451 parsel sayılı 96.934,89 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro komisyonunca, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ve ... dava dilekçesinde; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Mardin ili Artuklu ilçesi Yayla Mahallesi 1451 parsel sayılı taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle ; " çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A), (C) ve (D) harfleri gösterilen kısımlarına yönelik olarak, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ve serbest çalışan jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kimden kime nasıl intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldıkları, taşınmaz bölümlerinin evveliyatlarının ne olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden oldukları gerekçesiyle tespit gördüklerinden imar - ihyaya konu edilip edilmedikleri, imar - ihyaya konu edilmiş iseler ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; uzman ziraat bilirkişi kurulundan, önceki tarihli ziraat bilirkişi raporunu da irdeler mahiyette çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliklerini bildiren, gerçekleştirildiği iddia edilen imar - ihyanın tamamlanma tarihi ile zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini, ayrıca çekişmeli taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı ile komşu parsellerin toprak yapısının mukayese edilmesi suretiyle ve çekişmeli taşınmazın toprak yapısı ve niteliği ile üzerindeki bitki örtüsünü belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, rapora dava konusu taşınmaz bölümlerinin, değişik yönlerden çekilmiş komşu taşınmazlar ile arasındaki sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğraflarının eklenmesi istenilmesi; tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmaz bölümleri hava fotoğraflarında işaretlenmek suretiyle, bu yerin önceki ve şimdiki niteliklerinin ne olduğunun, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesinin istenilmesi, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A), (C) ve (D) harfi ile gösterilen kısımlarının badem ağacı, üzüm omcası ve antep fıstığı dikilerek davacıların babalarından irsen intikal suretiyle kazandırıcı zamanaşımını gerçekleştirilecek şekilde zilyetliklerinde olduğu " gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve her bir taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır.
Dava, kadastro komisyon kararının iptaline yönelik olup, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde İlk Derece Mahkemesince, komisyon kararının iptali yerine kadastro tespitinin iptaline verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabulüne karar verilen bölümler dışında kalan kısımlara ilişkin olarak sicil oluşturacak şekilde bir krokinin düzenlenmediği ve tescil hükmü kurulmadığı anlaşılmakta olup, bu haliyle hükmün infazı kabil ve sicil oluşturmaya elverişli olduğundan da söz edilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilen bölümleri ile kalan bölümünün ölçü ve koordinat değerlerini gösterecek şekilde krokili rapor alınması, bundan sonra söz konusu rapora atıf yapılması ve komisyon kararının iptaline karar verilerek davanın reddine karar verilen kısımlar yönünden komisyon kararındaki gibi tesciline karar verilmek suretiyle infazı kabil olacak şekilde, sicil oluşturmaya elverişli hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve Kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 Tarihinde oy birliğiyle karar verildi.