Davanın kabulü

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kullanım kadastrosu sırasında, Muğla ili ... ilçesi ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 3238 ada 45 parsel sayılı 2.094,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'ın fiili kullanımında bulunduğu " şerhi yazılarak, Hazine adına tespit edilmiştir.

Davacı ... dava dilekçesinde; Muğla ili ... ilçesi ...Mahallesi 3238 ada 45 parsel sayılı taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... savunmasında; Sulh Hukuk Mahkemesinde davacı aleyhine kesin hüküm teşkil eden yargılama süreçlerinin olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " dosyaya sunulan dava dosyalarına konu taşınmaz ile dava konusunun aynı olup olmadığının belirlenmesi, bundan sonra taşınmaz başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmas, yerel bilirkişi ve tanıklardan 3402 sayılı Yasa'ya 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek-4 üncü maddesi uyarınca, çekişmeli taşınmazın tespit günü itibariyle fiilen kim veya kimler tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde ve neye istinaden kullanıldığı hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı bilgi alınması, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde çelişkinin giderilmeye çalışılması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " davalının taşınmazdaki kullanımına 1995 yılında son verdiği, davacının ise 2002 yılında taşınmazı kullanmaya başladığı ve her ne kadar davalı tarafından davacı aleyhine men'i müdahale davası açılmış ise de, tespit tarihine kadar davacının kullanımının devam ettiğinin anlaşıldığı " gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle,

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.