Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ...,...ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan ve 1970 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tescil istemiyle dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.03.2021 tarihli ve 2020/4004 Esas, 2021/2331 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, "Mahkememizin 28.09.2021 tarihli duruşmasında Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 11.03.2021 tarihli ve 2020/4004 Esas, 2021/2331 Karar sayılı bozma ilamına uyularak ... karar başlığına eklenmek suretiyle bu eksiklik giderilmiştir. 13.05.2014 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve zilyet tanığı dava konusu taşınmazın dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile davacı tarafından koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini bildirmişler, ormancı bilirkişi orman sınırlama hattının dışında orman sayılmayan, ziraatçı uzman bilirkişi de zilyetlikle iktisabı mümkün ve özel mülkiyete konu olan yerlerden olduğunu açıklamış ve bu açıklamalara göre dava kanıtlanmıştır. Hükmen tescili talep edilen yerde davacı haricinde hak iddia eden bir başka kişinin bulunmadığı, dolayısıyla açılan davanın haklı ve yerinde olduğu, bu yerin Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereği masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli arazi haline getirildiği" gerekçesi ile davanın kabulüne, fenci bilirkişiler ... ... ve Kürşat Saçak'ın 20.05.2014 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 5.554,93 m2 mesahalı yerin son parsel numarası verilerek ... ve ... oğlu 13.01.1952 doğum tarihli ...T.C. kimlik numaralı davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle tescili istemine ilişkindir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi