Mahkûmiyet, müsadereye yer olmadığı
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin temyiz istemi, erteleme kararı verilebilmesi için gerekli şartların oluşmadığına, nakil aracının müsaderesine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, sanığın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı araçta marker seviyesi geçersiz toplam 1.780 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirilmiş olup sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası gereğince cezalandırılmalası istemiyle kamu davası açılmıştır.
Ele geçirilen akaryakıt hakkında dosya arasında kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasının bulunmadığı, Gümrük İdaresi yazısına göre göre akaryakıtın gümrüklenmiş değerinin 7.473,24 TL olarak tespit edildiği görülmüştür.
TÜBİTAK-MAM raporunun dosya arasında mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında, nakil aracında şoför olarak çalıştığını, aracın ... adlı şahsa ait olduğunu, ele geçen yakıtı araç sahibinin bilgisi dışında satın aldığını beyan etmiştir.
Olayın oluş şekline ve tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, katılan vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının, "yirmiüçüncü" fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi delaletiyle aynı maddenin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları ile aynı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkraları ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun'un tespiti yerine, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasına göre belirlenen temel cezayla birlikte 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması,
2.Ele geçen gümrük kaçağı akaryakıt hakkında Gümrük İdaresi'ne KEMT varakası düzenlettirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının infazı kabil kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı niteliğinde olmadığı ve dava konusu akaryakıtın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.