Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2013 tarihli ve 2012/766 Esas, 2013/489 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

2. Kararın, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2015/10982 Esas, 2018/6293 Karar sayılı ilâmıyla;
"gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için tanık ...'dan kira sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı ve depozito bedelini tahsil etme konusunda sanığa talimat verip vermediği hususu sorulup, takip ettiği iş kapsamında depozito bedelinin tahsil edeceğine ilişkin bir görevinin olmamasının tespiti halinde de, eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 155/1 maddesi gereğince güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağından, hükümden sonra ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiriyle hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması"

Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2018/1021 Esas, 2019/692 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

4. Kararın, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2020/5045 Esas, 2020/9878 Karar sayılı ilâmıyla;
"TCK'nın 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması"

Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. Bozma üzerine Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarihli ve 2020/698 Esas, 2021/580 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu' nun 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4 ay 15 gün hapis ve 60,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

6. Sanığın itirazı üzerine Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/861 Esas, 2022/148 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyizi; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Sanığın, emlak alım satım ve kiraya verme işleriyle uğraştığı, tanık ...'ın evini katılana 600,00 TL karşılığında kiraladığı, ayrıca 500,00 Amerikan doları depozito bedelini de kiralayana vermek üzere katılandan aldığı ancak bu parayı kiralayana vermediği, bu sebeple de kiralayanın depozito ücretini kiracıya veremediği, bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2. Mahkemesince sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Suç tarihinin, katılanın sanık hesabına depozito gönderim tarihi olan "28.06.2012" olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1. Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak,

3. Somut olayda güveni kötüye kullanma suçunun gerçekleştiği, hüküm fıkrasında ise "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği" şeklinde suç adının hatalı gösterilmesi,
Nedeniyle sanık hakkındaki hüküm hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/861 Esas, 2022/148 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (1) numaralı paragrafında bulunan "hizmet nedeniyle" ibaresinin çıkartılması suretiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2024 tarihinde karar verildi.

Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.