Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasında ...adlı dizi film projesine ilişkin 21.09.2017 tarihli Oyuncu Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ve yayıncı kuruluş arasındaki yapımcılık sözleşmesine istinaden dizi film projesinin yapımcılığının müvekkili şirket tarafından yürütülürken devir protokolü ile projenin yapımcılığının üçüncü kişilere devredildiğini, müvekkilinin yapımcılık bedelini ödemeyen yayıncı kuruluşun, dizi oyuncularını toplayarak ''Oyunculuk bedelleri Nehir Yapım Ltd. Şti tarafından ödenmezse tarafımızdan ödenecektir'' yönünde açıklamalarda bulunması karşısında, haksız rekabet hükümlerine ve sözleşmeye aykırılık teşkil eden bu eylemlerin durdurulması hususlarının ihtar edildiğini, oyuncu ve menajerleri devir sürecinde oluşabilecek hukuki boşluklardan, karmaşadan, belirsizliklerden uzak tutma yönünde uğraş verdiğini, 11.01.2018,12.01.2018 ve 23.02.2018 tarihlerinde oyunculara Whatsapp üzerinden bildirimlerde bulunularak, taraflarca fesh edilmeyen oyunculuk sözleşmesinin yürürlükte olduğu vurgusuyla oyunculuk bedelinin bakiye tutarının ödeneceği ve sözleşmelerin karşılıklı ibra ile fesh edileceği hususlarını ihtar ederek oyunculara çağrıda bulunulduğunu, buna rağmen davalı tarafça oyunculuk sözleşmesinin sözleşme süresince yapımcı dışında üçüncü bir gerçek veya tüzel kişinin yapımında veya bir yayın kuruluşunda oyunculukla ilgili görev alınamayacağı yönündeki 6/(c) ve 7/(d) hükmü, sözleşme kapsamındaki hak ve vecibelerini yapımcının önceden yazılı izni olmaksızın kısmen ve/veya tamamen üçüncü şahıslara devir, temlik ve ciro edilemeyeceği yönünde devir yasağına ilişkin 7/(i) ve 8/2 hükmü ve sözleşme kapsamında yapımcıya ait gizli bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılamayacağı yönündeki 10/(d) bendi hükmünün dava dışı yapımcıdan ödeme kabul etmek ve devirden sonra yeni yapım şirketi ile oyunculuk ilişkisini devam ettirmek suretiyle ihlal edildiğini ileri sürerek davalının cezai şart ihlal sayısının tespit edilerek cezai şart alacağının miktar olarak tespitini, fazlaya ilişkin hakları ile diğer haklar saklı olmak üzere şimdilik (kısmi dava olarak) 100,00 TL cezai şartın temerrüt tarihinden işleyecek her bir cezai şartın temerrüt tarihini belirlemek suretiyle ilgili tarihten itibaren hesaplamak kaydıyla avans faizi oranında ticari temerrüt faiziyle birlikte alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafın sunduğu dava dilekçesinde oyuncu sözleşmesi uyarınca cezai şartın ihlal sayısının tespit edilmesi, tespit edilen her bir ihlal için cezai şart alacağının miktarı talep edilmiş olmakla bu ihlalin ne olduğu, gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşti ise ne şekilde gerçekleştiğine dair dilekçe kapsamında açıklık olmadığını, davacı taraf, sözleşmeye ilişkin bütün hak ve borçlarını devralan dava dışı şirket Baba Yapım şirketine devretmiş olduğundan davacı ile müvekkiller arasındaki oyuncu sözleşmesinin de devredildiği anlamına geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olaydaki sözleşme ve ek protokeller incelendiğinde davacı yan yine kendisi ile yayıncı kuruluş arasındaki yapımcılık sözleşmesine istinaden dizi film projesinin yapımcılığının kendisi tarafından yürütülmekte iken devir protokolü ile projenin yapımcılığının üçüncü kişilere devredildiği, Ek protokol 1 olarak sunulan devir sözleşmesinin 2.3. no.lu maddesinde “Tarafların akdettiği ve sözleşmenin yapımcı ile taahhüt edenlerini değiştirmeyi konu edinen işbu sözleşme" denilmesi suretiyle davacının artık sözleşmenin tarafı olmadığı, sözleşmeden kaynaklı hak ve yükümlülüklerini üçüncü bir şahsa devrettiğinin anlaşıldığı, davacının taraf olduğu devir sözleşmesi dikkate alındığında, hem sözleşmeyi imzalayıp hem de bu sözleşmeden kaynaklı olarak bu sözleşme gereği edimlerini yerine getiren ya da bu edimler kapsamında ödeme alan oyuncuya (davacının sorumlu olduğu ilk 8 bölüme ilişkin dahi olsa) sözleşmeye aykırılık iddiasında bulunulmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci madde kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu, hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzenini himaye etmeyeceği, oyuncunun aldığı ödemelerin dava dışı 3. kişilerden tahsil edilmiş olmasının davacının ticari sırlarına aykırılık olarak kabulünü gerektirir bir durum olarak kabulünün de mümkün bulunmadığı, davacının isticvap taleplerinin davanın konusuyla ilgili olmadığı, davacının oyuncuya yapılan ödemeleri kimler tarafından ödendiğine ilişkin iddia ve taleplerin esasen davanın konusu olmadığı gibi davacının 3. kişi olarak iddia ettiği dava dışı kişilerin sözleşme ve protokole taraf olarak imzalarının bulunduğu, sözleşmesel sorumluluklarının olduğu, toplanan delillere göre; davacının davalı oyuncunun ve davalı ajansın sözleşmeye aykırı davrandığı iddiasına dayalı olarak cezai şart isteminin dinlenilme koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin dava konusu Oyunculuk Sözleşmesini incelemeyerek ve bu sözleşmeyi yok sayarak adil yargılanma haklarının, hukuki dinlenilme hakkının ve ispat haklarının ihlal edildiğini, mahkemenin karara davanın konusu olmayan yanlış sözleşmeyi dayanak tuttuğunu, taraflarca getirilme, taleple bağlılık ve sözleşmelerin nispiliği ilkesinin ihlal edildiğini, isticvap taleplerinin mesnetsiz olarak reddedildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31 inci maddesinde düzenlenen davayı aydınlatma ödevine aykırı davranıldığını, davanın asıl konusunun oyunculuk sözleşmesinin ihlalleri olup; birinci ihlalin, davalının üçüncü kişilerden (yayıncı kuruluştan) ödeme alarak “Sözleşme kapsamındaki hak ve vecaiblerini yapımcının önceden yazılı izni olmaksızın kısmen ve/veya tamamen üçüncü şahıslara devir, temlik ve ciro edilemeyeceği" yönünde devir yasağına ilişkin 7/(i) ve 8/(2) hükmüne aykırı davranması, ikinci ihlalin, üçüncü kişilerden ödeme alan davalıların ödeme bilgilerini, ödeme tarihini, müvekkilinin ödeme yapıp yapmadığını, ödeme aracını, yani “ticari sırlarını” ifşa ederek “Sözleşme kapsamında yapımcıya ait gizli bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılamayacağı” yönündeki 10/(d) bendi hükmüne aykırı davranması, üçüncü ihlalin, davalıların, müvekkili ile imzaladığı sözleşme yürürlükte iken başka bir yapım şirketi ile sözleşme imzalayarak “Sözleşme süresince yapımcı dışında üçüncü bir gerçek veya tüzel kişinin yapımında veya bir yayın kuruluşunda oyunculukla ilgili görev alınamayacağı” yönündeki 6/(c) ve 7/(d) hükmüne aykırı davranması olduğunu, Oyunculuk Sözleşmesinin hiçbir sözleşmenin eki, ilişiği ya da herhangi bir teferruatı olmadığını, oyunculuk sözleşmesinin devredilmediğini, Ek Protokol 1'in oyunculuk sözleşmesinin devri protokolü olmadığını, Yapım Sözleşmesinin devir protokolü olduğunu, ek protokol 1 ile ilk sekiz bölümün yapımcılık sözleşmesinden doğan yapımcılık haklarının dahi devredilmediğini, oyunculuk sözleşmesindeki tüm hakların ibra ve feshedilmediği sürece sözleşmenin 5/a maddesine göre ilk sekiz bölüm için süresiz ayakta olduğunu, isticvap taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini, davalıların birinci ihlalinin delilinin, davalının üçüncü kişilerden (Turkuvaz Aktif Prodüksiyon A.Ş.) ödeme alarak devir yasağına ilişkin, 7/(i) ve 8/(2) hükmüne aykırı hareket ettiklerini gösteren, dilekçe içeriğinde yer alan dekontlar olduğunu, ikinci ihlalin delilinin de bu dekontlar olduğunu, sözleşmenin 10/(d) bendine aykırı davrandıklarını, ödeme alan davalıların üçüncü kişiye, hesap/IBAN numarası, bölüm ücreti, kaç bölüm ücretinin ödeneceği, kaçıncı bölüm ücreti, ödeme tarihi, müvekkilinin ödeme yapıp yapmadığının bildirilmesi, ödeme şekli ve aracını bildirmesi gerektiğini, davalıların sözleşmedeki yasağa rağmen ticari ve mali bilgileri ifşa ettiğini, dekontun varlığının bunun somut delili olduğunu, üçüncü ihlalin ise sözleşme yürürlükte iken, müvekkilinden fesih ya da ibra yazısı almamışken, başka bir yapım şirketi ile sözleşme imzalayarak, 6/(c) ve 7/(d) hükmüne aykırı davranılması olduğunu, bunun da ihtilafsız olduğunu, müvekkilinin oyunculuk sözleşmesini devretmediğini, yeni yapım firmasının oyunculuk sözleşmesinin halefi olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça Ek-1 Yapımcılık devir protokolünde, davalının taraf olmadığını, davacı ile davalılar arasındaki oyunculuk sözleşmesinin feshedilmediği gibi Baba Yapım şirketine de devredilmediğini, dolayısıyla oyunculuk bedelinin müvekkilinden alınması gerektiğini, yayıncıdan ya da Baba yapım şirketinden ücret alınması halinde, gizli bilgilerin ifşası, sözleşmedeki hak ve vecibelerin devri ile bunun sözleşmenin ihlal edildiği anlamına geleceğini, ayrıca üçüncü bir gerçek kişinin yapımında veya bir yayın kuruluşunda oyunculukla ilgili görev alınamayacağı kuralının da ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü, davalılar tarafından davacı iddiaları reddedilmekle, ispat yükünün davacıda olduğu, ispat yükü kendisinde bulunan tarafça, davacı tarafça yapılması gereken ödemenin, davalı tarafça yayıncıdan alınarak sözleşmenin gizli kalması gereken bilgilerin ifşa edilmemesi ve sözleşmeden kaynaklanan hak ve vecibelerin devredilememesi yükümlülüğünün ihlali teşkil ettiğini ileri sürdüğü, istinaf dilekçesinde de bu hususu davalının ödemeyi yayıncıdan istemesi koşuluna bağladığı, yayıncıdan ödemenin istenilip istenilmediğinin ise davalıların isticvabı ile açıklattırılarak ispatlanılmaya çalışıldığı ancak davalının isticvabı ile bu hususları açıklamasının istenilmesinin, ispat yükünün yer değiştirmesi sonucu doğuracağı gibi, sonuca da etkili olmadığı, mahkemece isticvap talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varıldığı, Oyuncu yapım sözleşmesinin tarafı olmasa dahi, Oyunculuk Sözleşmesinin 10/f maddesinde, yapımcı ile Kanal arasındaki sözleşmenin, oyunculuk sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduğu düzenlenmekle ve yapılan işin niteliği gereği, aynı dizi filmin yapım işinin devri ile dizinin devam eden bölümlerinde aynı karakteri oynayan oyuncunun, yeni yapımcı şirket ile dizinin çekimine devam etmesi, sözleşmenin 6/(c) ve 7/(d) hükmünü ihlal anlamına gelmediği, davacı tarafça Oyunculuk Sözleşmesi'nin feshedilmediği, devredilmediği ve 5/a maddesi gereğince tüm hakların süresiz ayakta olduğu ileri sürülmüşse de, davacının yapımcı olduğu ilk 8 bölüm için tarafların hak ve yükümlülüklerinin tespitinde süresiz olarak ayakta olacağı, ancak devamında dava dışı Baba Film şirketi tarafından çekilen bölümler yönünden sözleşmenin halen taraflar arasında ayakta olduğu ve yapım sözleşmesinin davacı tarafça devrine rağmen, sözleşmenin devam ettiği gerekçesiyle, başka bir tüzel kişinin yapımında oyunculukla ilgili görev alınamayacağı yönündeki iddiasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine aykırı olduğuna ilişkin mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu, davalı oyuncunun yapım sözleşmesinin devri ile, ...isimli dizideki oyunculuk görevine devam ettiği, bu sırada yayıncı kuruluş (Turkuvaz tarafından) davalı oyuncuya ödeme yapılmış olmasının gizliliğin ihlali (Sözleşmenin 10/(d) maddesi) ve sözleşmedeki hak ve vecibelerin devir ve temliki yasağına (Sözleşmenin 7/(i) ve 8/2 maddesi) aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüşse de, önceki bölümlere ilişkin ücreti üçüncü kişi yayıncıdan alınmasının sözleşmenin ihlali sonucunu doğurmayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak, yapımcılığı baskı ile devrettiklerini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, 21.09.2017 tarihli oyunculuk sözleşmesinden kaynaklı sözleşmeye aykırılığın tespiti ve sözleşmeye dayalı olarak cezai şart alacağı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.