Asıl davanın kısmen kabulü ve birleşen davanın kabulü
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Sinop ili ...ilçesi ...Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 11,14,35,54,62,81 ve 109 ada 73,76,115,117,125 parsel sayılı 1.088,23 - 1.718,37 - 6.435,85 - 2.633,30 - 1.818,62 - 2.100 - 1.134,66 - 1.379,58 - 1.894,83 - 5.572,74 ve 71,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; Sinop ili ...ilçesi ...Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 11,14,35,54,62,81 ve 109 ada 73,76,115,117,125 parsel sayılı taşınmazların ortak muristen geldiğini ve taksim edilmediğini ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların kök muris ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2018/22 Esas sayılı dosyanın davacıları ... ve arkadaşları ise, dava dilekçesinde; Sinop ili ...ilçesi ...Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 54 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün satın alma ve irsen intikal suretiyle kendilerine kaldığını ileri sürerek, taşınmaz bölümünün kendilerine ait 104 ada 52 parsel sayılı taşınmaza eklenmesini talep etmişlerdir.
Davalı cevabında; taşınmazların taksim edildiğini ve taksim sonucunda kendisine taşınmaz kalan kardeşlerinin payını devraldığını belirterek, davanın savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... öncelikle çekişmeli taşınmazlara komşu tüm taşınmazların kadastro tutanak ve varsa dayanaklarının eksiksiz olarak getirtilmesi, davalının dayandığı her bir senedin hangi parsele ait olduğu konusunda davalıdan izahat alınması, daha sonra mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları ve senet tanıkları ile teknik fen bilirkişisinin katılımıyla taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, senetlerin mevki ve hudutlarının yerel bilirkişilerden tek tek sorulması suretiyle dava konusu taşınmazlara ait olup olmadıklarının saptanması, mahalli bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraf tanıkları ve senet tanıklarının beyanına başvurulması, mahalli bilirkişi, taraf tanıkları ve senet tanıklarından ayrıca, çekişmeli taşınmazlarla ilgili olarak iddia edildiği şekilde pay satış işleminin olup olmadığı, her bir taşınmaz yönünden zilyetliğin kim tarafından, neye istinaden ve ne kadar süre ile sürdürüldüğü hususlarının tek tek sorulması, beyanların çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılması; uygulamanın mahalli bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellerin kadastro tutanak ve varsa dayanakları ile denetlenmesi; fen bilirkişisinden, senet uygulamasını kroki üzerinde gösterir keşfi takibe ve denetime elverişli rapor alınması; ayrıca dava konusu 104 ada 54 parselle ilgili 2018/22 Esas sayılı dava dosyasının getirtilerek birleştirme hususunun değerlendirilmesi ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve tüm çabalara rağmen deliller arasındaki çelişkiler giderilmemiş ise hangi delile neden üstünlük tanındığı gerekçede tartışılmak suretiyle bir karar verilmesi ... " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak ve bozma ilamında belirtilen dosyanın bu davayla birleştirilmesine karar verilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda; " asıl dava yönünden, çekişmeli 104 ada 11,14,35,62,81 parsel ile 109 ada 73,115 ve 125 parsel sayılı taşınmazların tamamının, 109 ada 76 parselin 15.06.2022 tarihli fen raporunun ek-6 numaralı krokisinde A harfi ile gösterilen kısmın ifrazından kalan bakiyesi, 109 ada 117 parselin aynı fen raporunun Ek-9 numaralı krokisinde E harfi ile gösterilen kısmın ifrazından kalan bakiyesi ve 104 ada 54 parsel sayılı taşınmazın aynı fen raporunun Ek-3 numaralı krokisinde B harfi ile gösterilen kısmın ifrazından kalan bakiyesinin kök muris ...' dan geldiği ve taksim edilmediği, ancak davacının murisi ... dışındaki diğer mirasçıların miras paylarını davalıya devrettikleri; 109 ada 76 parselin 15.06.2022 tarihli fen raporunun ek-6 numaralı krokisinde A harfi ile gösterilen kısmının ve 109 ada 117 parselin aynı fen raporunun ek-9 numaralı krokisinde E harfi ile gösterilen kısmının terekeye ait olmadığı ve davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu; 104 ada 54 parsel sayılı taşınmazın aynı fen raporunun ek-3 numaralı krokisinde B harfi ile gösterilen kısmının birleşen dosyanın davacılarının murisinin zilyetliliğinde olduğu " gerekçeleriyle, birleşen davanın kabulüne ve asıl davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, temyiz edenin sıfatı ve temyiz sebeplerine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davalı ... ve müştereklerinden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.