Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar vekili, davacılar ile davalıların paydaşı oldukları altı parça taşınmazın tamamının davalılar tarafından kullanıldığını, bu kullanım nedeniyle davalıların gelir elde ettiklerini ancak bundan davacıların bilgileri ve izinlerinin olmadığını açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Baki, davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Davalı ..., bir kısım taşınmazları kullandığını ancak davacılara düşen payı ödemesi için diğer davalı ...'ya verdiğini, ...'nın davacılara parayı verip vermediği hususunu bilmediğini beyan etmiştir.
Davalı ..., taşınmazlarda muris annesinden kendisine düşen yeri kullandığını, davacıların yerini kullanmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ..., usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacıların davasının kısmen kabul kısmen reddine, davacıların davalılar ..., ... ve ...'a karşı açtığı davanın reddine, davacıların davalı ...'ya karşı açtığı davanın kısmen kabul kısmen reddine, 832,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacılar vekilinin 462 parsel, 457 parsel ve 459 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, 325 parsel sayılı taşınmaz kullanılmadığı boş durumda olduğundan hakkında tüm davalılar yönünden davanın reddine, davalılardan ... yönünden ise davayı kabul etmesi ve kullanım durumu dikkate alınarak sadece 460 ve 461 parsel sayılı taşınmazlardan davacılar lehine ecrimisile hükmedilmiştir. Diğer davalıların kullandığı dosyadan anlaşılan 457,459 ve 462 parsel sayılı taşınmazlara yönelik ecrimisil talebi ise reddedilmiştir. Davalılar ..., ... ve ... yönünden reddin gerekçesi olarak taşınmazlarda bütün paydaşları bağlayan bir taksim veya fiili kullanım oluşmadığı, davacıların dava tarihine kadar taşınmazlardan ya da gelirinden yararlanmak istediklerini davalı paydaşlara bildirmedikleri ve bu taşınmazlar yönünden intifadan men olgusunun gerçekleşmediği belirtilmiştir.
Taşınmazlar, paylı mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan Mahkemece intifadan men olgusu üzerinde durulması yerinde ise de varılan sonuç yerleşik uygulamaya aykırı olmuştur. Paydaşlar arası ecrimisil taleplerinde kural men edilmedikçe paydaşların birbirlerinden ecrimisil isteyemeyeceği şeklindedir. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlardan birisi, davaya konu ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yerlerden olması yahut taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halidir. Bu takdirde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Somut olayda dava konusu üç taşınmaz yönünden intifadan men olgusu gerçekleşmediğinden ret kararı verilmiş ise de taşınmazlar başında yapılan keşif neticesinde tanzim edilen teknik bilirkişi raporunda 457 parsel üzerinde 22 adet ceviz ağacı olduğu, 459 parsel üzerinde kapama ceviz bahçesi olduğu, 462 parsel üzerinde ise kapama kavak bahçesi olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, bu taşınmazlar yönünden intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmadığı gözetilerek, davalıların kullanımına göre davacıların paylarına düşen ecrimisil hesap edilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu taşınmazlardan ret kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda (2). bentte gösterilen nedenlerle davacılar vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1). bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.