İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde belirlenmekle, gereği düşünüldü:

Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemi bulunmadığından inceleme dışı tutulmuştur.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/57 Esas, 2020/736 Karar sayılı kararı ile, suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-d, 35/2, 29/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 8 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.02.2021 tarihli ve 2021/321 Esas, 2021/463 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Kurum vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1. maddeleri uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında sonuç cezanın maddi hesap hatası yapılarak 9 yıl hapis cezası yerine 8 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

1.Katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuğun eylemini tasarlayarak gerçekleştirdiğine ve azami hadden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir

2.Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuğun öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, suça sürüklenen çocukta anti sosyal kişilik bozukluğu olduğu halde durumun mahkemece değerlendirilmediğine, haksız tahrik indiriminin derecesi ile takdiri indirimin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

1. Suça sürüklenen çocuk ile mağdurun kardeş oldukları, olaydan önce eşinden ayrılarak kendisine ayrı ev tutan mağdurun bu eylemini suça sürüklenen çocuk ... ailesinin onaylamadığı, mağduru eve dönmesi konusunda ikna etmeye çalışmalarına rağmen tek başına kalmaya devam ettiği, suça sürüklenen çocuğun bu duruma kızarak olay günü yanında kimliği belirlenemeyen bir şahıs ile birlikte mağdurun evine gittiği ve mağdur ile bir süre konuştukları, konuşmanın devamında aralarında mağdurun eve dönmesine dair tartışma çıktığı, tartışma sırasında mağdurun küfür etmesi sonrasında, kimliği belirlenemeyen şahsın mağdurun ağzını kapatması üzerine suça sürüklenen çocuğun yanında taşıdığı bıçak ile mağduru pnömotoraksa, sol brakial arter, kalın bağırsak, dalak ve sağ böbrek yaralanması ile sağ böbreğini kaybetmesine hayati tehlike geçirmesine ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaralayıp, yanında ki şahıs ile birlikte ikametten ayrıldığı, suça sürüklenen çocuğun eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu kabul edilerek buna uygun uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı,eksik incelemenin bulunmadığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, suça sürüklenen çocuğun öldürme Esas No: 2022/12390

kararını ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemini gerçekleştirdiğinin kesin olarak saptanamadığı, oluşan şüpheli durumun suça sürüklenen çocuk aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla tasarlamanın koşullarının oluşmadığı, suçta kullanılan aletin öldürmeye elverişli olması, hedef alınan vücut bölgeleri, mağdurdaki yaralanmaların ağırlığı dikkate alındığında suça sürüklenen çocuğun eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığından suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, mağdurdan suça sürüklenen çocuğa yönelen eylemin ulaştığı boyut nazara alındığında suça sürüklenen çocuk lehine asgari düzeyde haksız tahrik indirimi uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, takdirî indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan Kurum vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.02.2021 tarihli ve 2021/321 Esas, 2021/463 Karar sayılı kararında katılan Kurum vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Mağdurun soruşturma sırasında Cumhuriyet savcısına" Olay tarihinde, kardeşim, bir arkadaşıyla birlikte benim bulunduğum eve gelerek "sen neden annemlerle kalmıyorsun, kocandan boşanırsan seni öldürürüm" şeklinde sözler söylemesi üzerine biz tartışmaya başladık, tartışma esnasında kardeşimin arkadaşı olan ismini bilmediğim, emniyette de yapılan teşhiste de tespit edemediğim bir şahsa kardeşim "bir şey yapacaktın, hadi yap" demesi üzerine, bu şahıs arkama gelerek, ben bağırmayım diye benim Esas No: 2022/12390

ağzımı tuttu, bu esnada kardeşim üzerinde taşıdığı büyük bir bıçağı bana saplamaya başladı. Toplamda 11 defa bıçağı bana saplamış, kolumda hala iyileşmeyen ve iltihap kaplayan yaralar mevcut, benim sırtıma ve karnıma defalarca bıçak sapladıktan sonra, yanında geldiği şahısla birlikte beni o halde bırakarak olay yerinden ayrıldılar" şeklindeki beyanı,
Yine mağdurun 03.07.2017 tarihinde kolluğa verdiği ifadesinde ayrı bir ev tutması ve eşinden ayrılmaya karar vermesine kardeşinin karşı çıktığını, kendisine "eşinden ayrılırsan seni öldürürüm, yaşatmam namusumu temizlerim" dediğini ona hayatına karışamayacağını söylediğini, olay günü kardeşi Selahattin'in oturduğu dairenin kapısını çalmadan tanımadığı birisi ile birlikte içeriği girerek kendisine bıçak çektiğini, ona "sakin ol konuşalım" dediğini, ancak kardeşinin elindeki bıçakla devamlı olarak oynamaya başladığını, bir saat konuştuklarını, kardeşinin kendisine "namusumu temizleyeceğim" dediğini, yüz kızartıcı veya kötü birşey yapmadığını, eşi ile geçinemediği için boşanmaya karar verdik dediğini, kardeşinin yanındaki arkadaşına "birşey yapacaktın yap" dediğini, bu şahsın ağzını sıkıca kapattığını, kardeşinin karnından bir kaç kez bıçakladığını ifade etmesine rağmen,
Duruşmada ve talimatla alınan ifadesinde her ne kadar kardeşine küfür etmesi sonrasında kardeşinin kendisini bıçakladığını ifade etmiş ise de; olayın sıcağı sıcağına verdiği ifadesi ve kollukta verdiği diğer ifadesinde belirttiği üzere SSÇ ...'in mağdurun evine izinsiz ve kimliği tespit edilemeyen bir şahısla geldiğinde mağdureye bıçak çektiği, bir saatlik tartışma sırasında da bu bıçağı elinde bulundurup bu bıçakla sürekli oynadığı, mağdurenin eşinden ayrılmasını ve ayrı bir evde yaşamasını kabullenmeyen bu bıçakla ve başka bir erkek şahısla da gelen SSÇ'nin kendisine yönelik sözlü ve silahlı tehditlerine rağmen ona küfür etmesinin ne kadar tehlikeli bir sonuca neden olabileceğini bilebilecek durumda olduğu için böyle bir durumda SSÇ'ye küfür etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, mağdurenin buna rağmen SSÇ'ye küfür etmesi durumunda vermiş olduğu ilk iki ifadesinde bu küfürlerinden de söz etmesi gerektiği halde bu ifadelerinde küfür ettiğinden bahsetmediği, dolayısıyla hayatın olağan akışına uygun olmayacak şekilde yargılama sırasında verdiği diğer ifadelerinde küfür ettiğinden bahsetmesinin SSÇ'nin daha az ceza almasını sağlamaya yönelik olduğu için bu ifadelerine itibar edilmesinin mümkün olmadığı,
Bu itibarla SSÇ hakkında haksız tahrik nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 29. maddesi uyarınca indirim yapılmaması gerekirken yazılı şekilde ve dosyaya uygun olmayan gerekçeyle karar verilmesinin bozmayı gerektiği görüşündeyim.