Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; ...Ltd. Şti. aleyhine prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borcu nedeniyle icra takibi başlattıklarını, bu kapsamda şirket müdürü olan ...'a gönderilen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiğini, davalı ...'in maliki bulunduğu......, ...Mah., 48 nolu parseli 27.06.2013 tarihinde diğer davalıya devrettiğini, amacın mal kaçırmak olduğunu belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından aciz vesikası alınmadığını, müvekkili hakkında icra takibi yapılmadığını, borçtan dolayı şahsi sorumluluğu olmadığını, diğer davalı ile herhangi bir tanışıklığı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından aciz vesikası alınmadığını, diğer davalı hakkında icra takibi yapılmadığını, davalı ... ile dava konusu taşınmazın alınması sırasında tanıştıklarını, taşınmazı üzerindeki ipotekle birlikte devraldığını ve daha sonra kredi borçlarını ödeyemeyince sattığını belirterek davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı borçludan değil, iyiniyetli 3.kişiden satın aldığını, borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bildiğine dair herhangi bir delilin dosyada bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasındaki satış işleminin gerçek olduğu, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emareler yönünde ispat vasıtası getirilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ...'na prim v.s. borcu olan ...'un ortağı olduğu firmanın borçlarından sorumluluğundan ötürü ödeme emri gönderildiğini ve takibin kesinleştiğini, borca karşı açılmış olan menfi tespit davasının reddine karar verilerek kesinleştirildiğini, bu davada 6183 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 6183 sayılı AATUHK'nun hükümlerine göre davalılar arasında yapılan tapu satımı işleminin hükümsüz olduğunu, taraflar arasındaki muvazaanın açık ve net olduğunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü dava için avukatlık ücreti tutarının maktu olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile
uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı Yasanın 35.
maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken dava değeri üzerinden vekalet ücretinin takdir edilmesi doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6 numaralı bendinde yer alan "taşınmazın dava tarihindeki değer daha düşük olmakla bu bedel üzerinden hesap edilen 19.450,00 TL" ibarelerinin çıkarılarak yerine "2.180,00 TL maktu" ibarelerinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.