Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Borçka Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla asıl dava ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sonucunda, Artvin ili Borçka ilçesi Demirciler Köyü çalışma alanında bulunan 199 ada 2 parsel sayılı 4.372,42 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak belgesizden davalı ... adına; 199 ada 3 parsel sayılı 5.591,12 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak belgesizden davalı ... adına tespit ve tescil edilmişlerdir.
Davacı ... İdaresi vekili asıl ve birleşen dava dosyalarına sunduğu dava dilekçelerinde özetle; ....Köyü 199 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda davalılar adına tespit ve tescil edildiklerini, 199 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide gösterilen 2.922,96 m2 lik bölümü, 199 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide gösterilen 2.376,71 m2 lik bölümünün tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "199 ada 2 parsel, 199 ada 3 parsel sayılı taşınmazların dava edilen kısımlarının uzun yıllardır orman vasfında olup tarımsal faaliyette kullanılmadığı ancak kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tapuya tescil edildiği, bu hususun teknik bilirkişi raporları ve taşınmazın fiili durumuyla desteklendiği, bu sebeple orman vasfında olan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağı" gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu 199 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi kurulu raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2.922,96 m2,199 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi kurulu raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2.376,71 m2 lik kısmının tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş; hükmün davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenajman planları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen teknik bilirkişi kurulu raporlarında çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman vasfında olduklarının belirtilmiş bulunmasına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu" belirtilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. İlk Derece Mahkemesince, temyize konu 199 ada 3 parsel sayılı taşınmazın dava edilen kısımının uzun yıllardır orman vasfında olup tarımsal faaliyette kullanılmadığı ancak kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tapuya tescil edildiği, bu hususun teknik bilirkişi raporları ve taşınmazın fiili durumuyla desteklendiği, bu sebeple orman vasfında olan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle, bu parsele ilişkin davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan 20.12.2019 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunun 2 nci sayfasında Ek - 3 ün 1971 tarihli hava fotoğrafı, Ek - 4 ün ise 1993 tarihli hava fotoğrafı olduğu belirtilmesine rağmen, 4 üncü sayfada 1993 tarihli hava fotoğrafının Ek - 3 olarak gösterildiği ve ayrıca anılan heyet raporunda taşınmazların eğiminin gösterilmediği anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince kendi içerisinde çelişen bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi, yapılan orman araştırmasının da karar vermek için yeterli olduğundan söz edilemez.
2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan, daha önceki keşiflerde yer almayan, bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler, fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığı gibi; kabule göre de, davanın tapu iptal tescil davası olduğu gözetilerek davanın reddi ile yetinilmesi gerekirken, dava konusu 2 199 ada 3 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 2.376,71 m2 lik kısmının tespit gibi tesciline yönünde hüküm kurulması da isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ... 'e iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.