SUÇLAR: Hakaret, tehdit
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Şikâyetçi vekilinin 05.05.2016 tarihli duruşmada şikayetçi olduğunu bildirmesine rağmen 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 238 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılma hususundaki talebi açıkça sorulmadığı gibi kamu davasına katılma hakkına ilişkin herhangi bir karar da verilmediği anlaşılmakla, temyiz talebinin davaya katılma iradesi olarak kabul edilerek Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in vekalet ilişkisi başlıklı 6 ncı maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre şikâyetçinin katılan ve Sağlık Bakanlığı vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Erdemli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında,
1.Tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 62,50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2.Hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği, vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
Sanığın temyiz isteği, resen tespit edilecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yöneliktir;
Annesinin yanında refakatçi olarak bulunan eşinin müşahede odasından çıkartılmasına sinirlenen sanığın, doktor olan katılana yönelik "Şerefsiz" ve "Seninle görüşeceğiz" diyerek üzerine atılı suçları işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak,
1.Daha önceden hapis cezasına mahkum olması nedeniyle mükerrir olan sanık hakkında, seçimlik ceza öngören tehdit suçundan temel ceza olarak hapis cezası tercih edildikten sonra, bu cezanın 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak adli para cezasına çevrilmesi,
2.Katılanın, Sağlık Bakanlığı'nın görevlendirdiği vekil ile temsil edilmesi karşısında, Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11 inci maddesi ile 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesi uyarınca İdare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,
3.17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu bulunduğundan karar bu yönleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekili ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.02.2024 tarihinde karar verildi.