Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Kulu ilçesi ... / ... Mahallesi çalışma alanında bulunan, dava ve temyize konu 284 ada 61 parsel sayılı 19.713,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 03.01.1963 tarihli 348 sıra numaralı tapu kaydına istinaden Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı... dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile Kulu ilçesi ... / ... Mahallesi 284 ada 61 parsel sayılı taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " ... Yargıtay bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak oluştuğu, bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tamamının yerine getirilmesi zaruri olduğu, hükmüne uyulan bozma ilamında, çekişmeli 284 ada 61 parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 46/1 ve 14. madde koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden usulünce araştırma ve inceleme yapılması, çekişmeli 283 ada 65 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davacı tarafın tutunduğu mahkeme ilamına konu taşınmazın çekişmeli taşınmazla aynı olup olmadığı yönünden araştırma yapılması ve araştırmanın sonucuna göre, taraflar arasında kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı yönünden değerlendirmesi yapılması gereğine işaret edilmesine rağmen, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, bozma ilamında işaret edilen hususlarda hiçbir araştırma yapılmaksızın, dosyanın bozma ilamı öncesindeki mevcut durumuna göre karar verildiği, bozma ilamına aykırı olarak eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemeyeceği açıklanarak, önceki bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " Mahkeme gözleminde, dava konusu edilen taşınmazın eğiminin % 4 - 6 olduğunun, hasat yapılmış olduğunun, hasattan önce buğday arpa ekili olduğunun, çevre taşınmazların da hasadı yapılmış sürülü tarla halinde olduğunun gözlemlenmiş olduğu, mahalli bilirkişilerin beyanlarında, dava konusu edilen taşınmazın davacı ...'a ait olduğunu, taşınmazın 1955 - 1970 yılından bugüne kadar davacı ve davacının babası ... tarafından buğday arpa ekilip biçilerek kullanıldığını, çevre taşınmazların da aynı şekilde tarla olarak kullanıldığını, bu çevrede hayvan otlatıldığını görmediklerini, bu çevre hep tarla olduğunu, duyduklarına göre 1950 -1970'li yıllardan önce de bu ailenin bu çevreyi ve bu taşınmazı buğday arpa ekerek kullanmış olduklarını ifade ettikleri, harita mühendisi bilirkişi raporunda, dava konusu 284 ada 61 nolu parselin 19.714.10 m2 alanlı tarla nitelikli olduğu, hava fotoğrafı incelemesinde 1955 yılında zeminde 284 ada 61 parselin A parçasında (17.561,41 m2) emek harcanarak imar ihya yapıldığının görüldüğü, B parçasında (2.152,68 m2) ise imar ihya işlemi olmadığının görüldüğü, 2010 yılında da zirai faaliyetin devam ettiği, etraflarını çevreleyen parsellerin tarla vasıflı olduğu, mera ile bir bağlantısı bulunmadığı hususlarının belirtildiği, ziraat bilirkişi rapor ve ek raporunda ise, dava konusu 284 ada 61 parselin topografik yapısının yüzde 8 - 10 olduğunun, toprak yapısının kumlu tınlı olduğunun, üzerinde hububat anızı bulunduğunun, 1963 yılından geriye doğru 20 yıldan öncesinden olmak üzere imar - ihya yapılarak ekonomik amaçlı tarımsal faaliyette kullanıldığının ifade edildiği, her ne kadar bilirkişi raporunda 1955 yılı hava fotoğrafında A kısmında imar ihyanın yapılmış olduğu ve tarımsal amaçla kullanıldığı tespit edilmiş olup, daha eski tarihli hava fotoğrafı olmadığından öncesine ilişkin bir değerlendirme yapılamasa da mahalli bilirkişi beyanında mahalli bilirkişi yaşı itibariyle en eski 1955 yıllarından beri dava konusu taşınmazın tarımsal amaçla kullandıklarını gördüklerini beyan ederek, büyüklerinden duyduklarına göre 1950'li yıllardan önce de davacı ...'ın üstsoyunun bu taşınmazı kullandığını ifade etmiş olmaları karşısında, taşınmazın A kısmının bu kişiler tarafından 1943 ve öncesi yıllarda imar ve ihya edilip tarımsal amaçla kullandığının kabulünün hayatın olağan akışına uygun olduğu, ziraat blirkişi ek raporunda da 1963 yılından 20 yıl öncesinden beri tarımsal kullanımının olduğunun belirtilmiş olduğu ve sonuç olarak dava konusu taşınmazın A kısmı üzerinde 1940'lı yıllarda da imar ihya yapılmış olduğu ve tarımsal amaçla kullanıldığı, dava konusu taşınmazın A kısmının en az 1943 ve öncesi yıllardan itibaren tarımsal faaliyette kullanıldığı sonucuna varıldığı, dava konusu taşınmaz 1963 tarihli tapu kaydı uyarınca Hazine adına tespit ve tescil edilmiş ise de, dava konusu taşınmazın A kısmının Kadastro Kanunu' nun 46/1 maddesi uyarınca tapu kaydının oluştuğu tarih olan 1963 yılından geriye doğru en az 20 yıldır imar ihya edilip tarımsal amaçla kullanıldığının ve dava tarihine kadar da tarımsal kullanımın eklemeli zilyetlik yoluyla davacı ve mirasçılarına kadar devam ettiğinin anlaşıldığı, Kadastro Kanunu' nun 14,17 ve 46. maddelerinde belirtilen şartların sağlandığı sonucuna varıldığı " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 284 ada 61 sayılı taşınmazın 29.10.2021 tarihli harita mühendisi bilirkişisi ... imzalı bilirkişi raporu ölçü krokisinde (A) harfi ile gösterilen 17.561,41 m2 yüzölçümlü kısmının aynı ada ve parsel numarasıyla hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı mirasçıları ... ve müşterekleri adlarına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 2.152,68 m2 yüzölçümlü kısmının aynı ada son parsel numarasıyla ham toprak vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm; davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.