Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyiz edilerek bozulması üzerine, Yerel Mahkemenin 15.09.2021 tarihli ve 2020/863 Esas, 2021/591 Karar sayılı kararı ile sanığın imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 51 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğuna, bozma gerekçesinde belirtilen hususların dikkate alınmadığına ve suçun unsurlarının oluşmadığına vesaire ilişkindir.

Suç tarihinde; sanığın daha önceden tamamladığı inşaatın üçüncü katına 16,60x14,93 m2 ebatında ruhsatsız eklenti yapmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddiası ile açılan davada sanığın 41619 ada 1847 parseldeki binanın çatı katına 247 m2 büyüklüğünde ruhsatsız kaçak eklenti yaptığı, çatı katındaki bu ilavenin 3 üncü kattaki daireye ilave edilmek suretiyle daireye dubleks vasfı kazandırıldığı, sanığın aşamalardaki savunmalarında bu ilaveyi kendisinin yaptığını beyan ettiği, olay yerinde keşif yapıldığı, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda bu ilavenin 12.10.2004 tarihinden sonra yapıldığının, ruhsatsız ve kaçak olup İmar Kanunu'nun 21 inci maddesine aykırı olduğunun belirtildiği, sanığın yapmış olduğu bu ilaveyi yıkmadığı, yapı kayıt belgesi almayarak imar barışı yasasından da yararlanmadığından bahisle Yerel Mahkemece sanığın imar kirliliğine neden olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin olarak, Olay ve Olgular başlıklı bölümde belirtilen deliller karşısında sübuta yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve sair yönlerden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2024 tarihinde karar verildi.