SAYISI: 2022/İHK- 25788

SAYISI: K-2022/45602

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın tek taraflı trafik kazası yapması sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, belirsiz alacak davası açtıklarını belirterek şimdilik 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 296.447,50 TL olarak yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının eksik evrakla davalıya müracaat ettiğinden davanın usulden reddi gerektiğini, davacının alacaklarını hasar şirketine devrettiğini sonra temliknamenin iptali için dava açtığını, bu nedenle bekletici mesele yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmediğini, kusur raporu alınması gerektiğini, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin nispi ücretin 1/5'i oranında olabileceğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile 296.447,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacının husumet ehliyeti olmadığını, hak ve borçlarını temlikname ile hasar yönetim şirketine devrettiğini, usule uygun başvuru olmadığı için davanın reddi gerektiğini, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı ve aylık bağlanıp bağlanılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmediğini, temerrüde düşülmediğinden faize hükmedilmesinin yanlış olduğunu, sürücünün kazada kusuru bulunmadığını, davacı lehine nispi tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki mevzuata uygun bulunduğu, bu raporu esas alarak aktüer bilirkişinin hazırladığı raporun ve hesaplama tekniğinin gerekçeli, mevzuata ve denetime uygun olarak ve Yargıtay uygulamaları gözetilmiş olması sebebiyle karar vermeye yeterli olduğu, olayın SGK'nın rücuya tabi ödemesine konu olmadığını, kaza tek taraflı olup davacı yolcu olduğundan kusura itirazının yerinde görülmediğini ve vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığından bahisle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itirazı dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle usule uygun olarak düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasında isabersizlik bulunmamasına, hesap raporunda uygulanan hesaplama tekniğinin mevzuata uygun olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4 üncü fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine; maddenin 5 inci fıkrasında ise "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez" düzenlemesine yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinde; somut olayın tek taraflı trafik kazası olduğu davacının ise araçta yolcu konumunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının davaya konu kaza nedeniyle jandarmaya verdiği ifade tutanağında ise prefabrik ustası olarak çalıştığını, kaza günü de Çameli'ne çalışmaya gittiğini, dönüşte sürücü olan iş arkadaşı ile birlikte yanında diğer iş arkadaşı ile geri döndükleri sırada kazanın gerçekleştiğini beyan ettiği görülmektedir. Davalı vekilinin iş kazası yönündeki itirazına karşı davacı vekilice sunulan SGK'dan alınan yazıda davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödemeleri belirtilmiş, İtiraz Hakem Heyetince de kazanın gerçekleşme şekline göre SGK'nın rücu hakkı bulunmayacağı gerekçesiyle bu yönlü itirazının reddine karar verilmiş ise de gerekli araştırma yapılmadan varılan sonuç eksik inceleme niteliği taşımaktadır.

Bu durumda; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından, davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, davaya konu kazadaki kalıcı maluliyeti nedeniyle davacıya iş göremezliğine ilişkin gelir bağlanıp bağlanmadığı, gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı ve rücu istemli dava açılıp açılmadığı; geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının sorulması; bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi değerlendirilerek tazminatın belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.

3- Davaya konu kazada yaralanan davacının imzaladığı 06.07.2020 tarihli temlikname ile, kaza neticesinde davacının uhdesinde doğan tazminat alacağının % 15' inin Grup Merkez Hasar Yönetim ve Danışmanlık Hizmetleri adlı şirkete devir ve temlik edildiği; davalı sigortacının, bu alacak kesimi için davacı yanın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını savunduğu görülmektedir. İtiraz Hakem Heyeti tarafından, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'na 22.07.2020 tarihinde eklenen Ek madde 6 ile, sigorta şirketlerinden talep edilebilecek tazminat alacaklarının devredilemeyeceği düzenlemesinin yapıldığı ve davacı yanca yapılan temlik işleminin geçersiz olduğu gerekçesiyle, davalı yanın bu yöne ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir.

Hukuki bir işlem (tasarrufi işlem) olan alacağın temliki sonrasında alacak üçüncü kişiye intikal etmektedir. Bu andan itibaren üçüncü kişi, borçlu karşısında alacaklı sıfatını kazanmaktadır. Niteliği itibariyle alacağın temliki, alacaklının tasarruf işlemidir. Temlik, alacağın tamamı için yapılabileceği gibi bir kısmı için de yapılabilir (somut olaydaki gibi). Tam temlikte alacağın aslı ve fer'ileri temlik alana geçmekte olup, alacaklı borç ilişkisinde taraf olmaktan çıkar. Kısmi temlikte ise, temlik edilen asıl alacak ve bu oranda fer’ilerinin temlik alana geçmesi söz konusudur. Temlik edilmeyen kısım itibariyle borçlunun temlik eden alacaklıya karşı sorumluluğu devam eder. Temlik alan, temliki ve alacağın varlığını ispat ederek borçludan talepte bulunur. Temlik ile birlikte temlik alan, alacağın aslı ve fer’ileriyle birlikte, alacağa bağlı rüçhan haklarını da iktisap eder. Dolayısıyla temliğe konu alacak itibariyle dava ve takip hakkı da temlik alana geçer. Alacağın temlikinde esasen borç değişmez, sadece onu talep edecek taraf değişmiş olur.

Açıklanan nedenlerle; alacağın temliki ile kısmi temlikte temlik edilen miktarın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz olup, sigorta alacağını temlik yasağını getiren yasal düzenlemenin yapıldığı tarihten önce (06.07.2020 tarihinde) yapılmış ve sonuçlarını doğurmuş olan temlikin geçerliliğini koruduğu açıktır. Bu itibarla; hukuken geçerli biçimde ve temlik yasağı getiren yasal düzenlemeden önce yapılmış olan (davacı yanca temlikin iptali de savunulmamış olduğundan) geçerli temlik nedeniyle, davacı tarafın temlik edilen alacak kısmı için aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca davalı vekilince, davacının temliknamenin iptali için dava açtığı da belirtilmiş olup, İtiraz Hakem Heyetince bu hususun da değerlendirilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.