Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı 3. kişi vekili; ... plaka sayılı aracın müvekkiline ... Noterliği'nin 30/09/2002 tarih ve 3804 yevmiye nolu satış sözleşmesi ile satıldığını, müvekkili bu aracı aldığında, aracın üzerinde haciz olmadığını, müvekkili bu aracı aldıktan sonra aracın üzerine haciz konulduğunu, bu nedenle müvekkilinin satış sözleşmesini tescil ettiremediğini açıklayarak, davanın kabulü ile haczin kaldırılarak tazminata karar verilmesini talep etmiştir
Davalı alacaklı vekili, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen cevap vermemiştir.
Mahkemece, dava konusu araç trafikte borçlu adına kayıtlı ise de, hacizden önce 03.09.2002 tarihinde ... Noterliğinde düzenleme şeklinde yapılan satış sözleşmesi ile borçlu tarafından davacı 3. kişiye satıldığı, satışın sicile işlenmesi idari bir işlem olduğundan, satıştan sonra davacı adına tescil edilmemesinin satışı geçersiz kılmayacağı, davacının satın aldığı tarihte aracın üzerinde haciz bulunmadığı tespit edildiğinden, İİK 97. madde uyarınca davacının istihkak iddiasında haklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile araç üzerindeki haczin kaldırılmasına, tazminat talebinin reddine ve davacı lehine 1.500,00 TL maktu vekalet ücretine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2-Davalı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.

Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan Avukatlık Ücret Tarifesinin 13. maddesinde; ‘’ Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. ‘’ düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, takibe konu alacak miktarı, hacizli malların değerinden az olduğundan avukatlık ücretinin takibe konu alacak miktarı üzerinden hesap edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte AAÜT 13. maddesine göre, hükmedilecek vekalet ücreti maktu ücretin altında kalamayacağından davacı lehine 500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacı lehine 1500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nin 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

Davalı alacaklı vekilinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 6. bendinde ki " 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin" ibaresinin çıkartılarak yerine " 500,00 TL vekalet ücretinin" ibaresinin yazılmak suretiyle hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.