Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesi
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Suç tarihinde önleme araması kararına istinaden yapılan yol uygulamasında sanığın sevk ve idaresindeki aracın kasasında 12.400 litre kaçak akaryakıt ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında, kaçak akaryakıtı ucuz olduğu için aracında kullanacağını, ticari amacının bulunmadığını, aracın fiilen kendisine ait olduğunu, gümrüklenmiş değerin iki katını ve zararı ödeyecek gücünün bulunmadığını beyan etmiştir.
Suça konu akaryakıt için alınan ulusal marker tespit tutanağında; akaryakıtın cinsinin motorin, ulusal marker kontrol sonucunun geçersiz, ... - PAL raporunda; söz konusu motorin numunesinin ulusal marker seviyesinin geçersiz, teknik düzenlemede yer alan özelliklere aykırı olduğu tespit edilmiştir.
Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin suç tarihi itibarıyla Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "normal değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
Olay tutanağı, ulusal marker tespit tutanağı, ... - PAL raporu, KEMT varakası, bilirkişi raporu, sanık savunması, malen sorumlu beyanı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığa ait araçta ticari miktar ve mahiyette akaryakıtın ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının sanığa ait olduğu anlaşılmakla, ele geçen kaçak eşyanın tür ve miktarı ile dava konusu nakil vasıtasının niteliği dikkate alındığında dava konusu eşyanın, hacim ve miktar itibari ile aracın ağırlıklı bölümünü oluşturduğu, ayrıca dava konusu eşya ve nakil vasıtasının değerleri dikkate alındığında nakil vasıtasının müsaderesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğurmayacağı ve bu nedenle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete de aykırı bir yanın bulunmadığı cihetle, nakil aracının müsaderesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 16.05.2024 tarihinde karar verildi.