Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü,

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sürücüsü olduğu aracın, davalının trafik sigortacısı olduğu araca yanlış yere park etmesi nedeniyle arkadan çarparak kaza yapmasına neden olduğunu, bu nedenle ağır bedensel zarara uğradığını ve maluliyetinin oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere, trafik kazası nedeniyle müvekkilinin kaza tarihinden itibaren sürekli ve geçici sakatlığı (iş göremezliği) nedeniyle çalışma gücünü kaybetmesi ve kazaya bağlı olarak sakat kalması ile çalışamadığı ve ayrıca hastanede ve evinde tedavi gördüğü sırada bakıcı yardımından faydalanması nedeniyle ortaya çıkan işgöremezlik zararı (sürekli-geçici) ile estetik zarar ve bakıcı masrafları nedeniyle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi teminatı kapsamında, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Dava değerini 291.199,59 TL sürekli iş göremezlik ve 27.263,68 TL geçici iş göremezlik olarak toplam 318.463,27 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, şirkete usule uygun başvuru yaparak teminat kapsamında bir zararı oluştu ise zararını karşılaması mümkün iken şirkete usule uygun başvuru yapmadan bu davayı açtığını, geçici iş göremezlik tazminatı teminat kapsamı dışında olup, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumluluğunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; kaza nedeniyle davacıda %73 oranında maluliyet oluştuğu, kazada davalının sorumluluğunda olan araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olması hesap bilirkişinin hazırladığı ek raporun TRH 2010 Yaşam Tablosuna uygun şekilde tanzim edildiği davacının kazadaki kusur oranının, maluliyet ve iş gücü kaybı oran ve süresinin, davacının kazanç durumunun ve rücu edilebilecek iş göremezlik ödeneği tutarının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek davanın kabulü ile 291.199,59 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 27.263,68 TL geçici iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 318.463,27 TL maddi tazminatın, dava tarihi olan 26.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; karara dayanak yapılan aktüerya bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %0 teknik faiz ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, toplu olarak ödeme yapılması talep edilen bu tür davalarda iskonto uygulanmamasının ve ödeme tarihine çekilmemesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, yapılacak hesabın TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90 ıncı maddesi uyarınca uygulanması zorunlu olan genel şart düzenlemesi ile geçici iş göremezlik tazminatı ve bu döneme ilişkin bakıcı giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu ve sigorta teminatı dışında kaldığını, geçici iş göremezlik tazminatının ZMSS Genel Şartların A.6 Teminat Dışında Kalan Haller maddesinde sayıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan aktüer bilirkişinin hazırladığı raporun, ve hesaplama tekniğinin gerekçeli, mevzuata ve denetime uygun olduğu, Yargıtay uygulamaları gözetilmiş olması sebebiyle hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından bahisle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b/1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve saysısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir

Uyuşmazlık konusu dava, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının uğradığı bedensel zararın tazmini talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi.

3. Değerlendirme1
Bölge Adliye Mahkemesinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesap bilirkişi rapordaki hesaplama tekniğinin ve yapılan hesaplamanın usul ve yasaya uygun olmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemece gönderilmesine,

16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.